$ DOLAR → Alış: 3,86 / Satış: 3,87
€ EURO → Alış: 4,55 / Satış: 4,57

“BEN ERZURUMLUYUM” DEMENİN BİR BEDELİ VARDIR

Muzaffer TAŞYÜREK
Muzaffer TAŞYÜREK
  • 25.11.2017

ERZURUMLU olmak, Erzurum da yaşamak, Erzurum’un tarihini, kültürünü, sosyal hayatını paylaşmak sizce nasıl bir duygu?

Erzurum’un tarihi hakkında, geçmişte yaşadıklarıyla ilgili neler biliyoruz? Erzurum’un sokaklarında, caddelerinde, mahallelerinde gezip, dolaşan, yaşayan insanlar olarak sokakların, caddelerin, mahallelerin, işlerimizi gördüğümüz kurumların, eğitim gördüğümüz veya çocuğumuzun eğitim gördüğü okulların, namaz kıldığımız camii veya mescidlerin taşıdığı isimler kimlere aittir? Kimlerin isimleri buralarda yaşatılmak istenmiştir, ne kadar merak ettik, ne kadar araştırdık?

Peki, bu merak ve araştırma konusu o kadar önemli midir? Evet önemlidir. Önemli olmalıdır. Mensubu olduğumuz toplumun değer yargıları, bu yargılara değer katan kişiler, yaşadığımız çevreyi ismiyle onurlandıran kişileri tanımak, oturduğumuz mahalle ve yaşadığımız şehrin tarihini öğrenmek önemlidir. İnsanın var olmasıyla ilgilidir. İnsanın yaşamasıyla şehri arasında büyük bir bağ vardır. Yaşamı sürdürmek için iki dilim ekmek, bir tas çorba ile gününü gün eden insan şehirsiz, mensubiyetsiz bir hiçtir. En ilkel kabile kültüründe bile bir mensubiyet duygusu vardır.

Mensubu olduğu aileyi temsil için dikkatli olan insan, mensup olduğu şehrin temsili için de dikkatli olmalıdır.O şehrin mekanlarını, sokaklarını, caddelerini, parklarını, bahçelerini, kaldırımlarını kendi, evinin , kendi dükkanının önünden başlamak üzere kalbi kadar temiz tutmalıdır.. Kalbin temizliği ve ruhun güzelliği ile insan güzelleşir ve çevresini güzelleştirir. Çevremizi temiz ve güzel göremiyorsak nefsimizi yoklamamız gerekmez mi? Adalet güneşi gibi “Bugün Allah için ben ne yaptım?” sormamız gerekmez mi?

Hep başkalarından beklemek, hep yönetimlerden beklemek.. Pisliğimizi, pislediğimiz, kirlettiğimiz alanların temizliğini başkalarından beklemek, ne derece doğru bir yaklaşımdır? Benim görevim yediğim kabuklu yemişlerin kabuklarını çevreme atmaktır. Ben caddelere, sokaklara, duvarlara gelişi güzel sümkürürüm, balgam atarım, ben çöp üreten, ben artıklarımı gelişi güzel oraya buraya saçan bir varlığım, demek hakkı zulümle eş değerdir. Hem şehre zulüm hem şehrin yaşayanlarına zulüm yapmağa kimsenin hakkı yoktur olmamalıdır.

Belediyelerimizin, Kamu kurumlarımızın inşa ettiği ve insanımızın hizmetine sunduğu çeşme, park, bahçe, sosyal tesisleri, o tesislere ait araç gereç, bank, çöp kutusu vs. ait malzemeleri gelişi güzel kullanmak, tahrip etmek her şeyden ve insanlık suçudur. Bunu yapan insanlar ben bu şehrin mensubuyum deme hakkına sahip değillerdir. Unutulmamalıdır ki bu şehirde insanlar kadar sokaklarda gelişigüzel yaşayan başka dört ayaklı canlılarda mevcuttur ve onlar alelusul yaşamaktadırlar.

İnsan yaşadığı şehre değer kattığı sürece o şehrin mensubudur. Yaşadığı şehre değer katmayan kişi o şehrin göçebesi ve yüküdür.. O insanın hiçbir değeri de yoktur.. Değersiz bir varlıktır. O, Fiziksel bir nesnedir.

Evet, dediğimiz gibi “Ben Erzurumluyum !”demenin bir bedeli vardır. O bedeli asırlar boyunca canıyla malıyla, varlığıyla ödeyen insanların izleri ve gölgeleri her adım başı karşımızda dururken, bu şehrin kaldırımına tüküren, sokağına  çöp atan, kaldırımın gelişi güzel kullanan, şehir için bir değer üretmeyen, varlığıyla bu şehri kirleten kalabalıkların bu şehre ait mensubiyeti tarih nezdinde ve dadaşlık lügatinde hükümsüzdür.

Bu şehir tarih boyunca kendisini, yağma eden, yakıp, yıkan, ateşe veren, doğudan ve batıdan gelen birçok talancıda gördü.. Bu şehre davranışlarıyla, konuşmalarıyla, hareketleriyle, yapıp ettikleriyle zarar veren hiçbir kimse kafa kağıdında Erzurumlu yazsa da Erzurumlu değildir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ