$ DOLAR → Alış: 7,26 / Satış: 7,29
€ EURO → Alış: 8,59 / Satış: 8,62

BU, PERONA YANAŞAN SON TRENİDİR ERZURUM’UN!

BU, PERONA YANAŞAN SON TRENİDİR ERZURUM’UN!
  • 20.05.2020

TEMELİ 8 yıl kadar önce atılan, ancak yapımı, müteahhit firmaların sıkıntıya girmesi nedeniyle uzayan Erzurum Şehir Hastanesi, oldukça sorunlu bir dönemde, ülkenin korona belasıyla mücadele ettiği günlerde, bir gece vaktinde açıldı.

Dört bloktan oluşan, hilal şeklinde yapılan ana binasıyla dikkat çeken Şehir Hastanesi, bir sağlık kuruluşundan çok, tatil sitesini andırıyor.

Dönemin Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın gayretleriyle projelendirilen ve temeli atılan toplamda bin 569 yataklı, 400 bin metrekare kapalı alana sahip hastane, devletin öz malı; yani diğer şehirlerde “yap, işlet, devret” anlaşmasıyla özel sektöre “hasta garantili” ihale edilen yerler gibi değil.

*

Geçtiğimiz yılın kasım ayında Sağlık İl Müdürü Dr. Gürsel Bedir tarafından tanıtımı yapılan hastane binası, yığınla eksiği bulunmasına rağmen çok beğenilmişti.

İşte o devasa hastane tamamlandı, ama “korona kâbusu” patlak verince, açılışı yapılamadı, kısacası her şey altüst oldu.

Bir ara “İran’dan gelecek vakalar için karantina hastanesine dönüştürülüyor” denilerek şehir gündemine getirilen ve vatandaşın şiddetli tepki göstermesine neden olan hastane oldukça şanssız sayılabilecek dönemlerden geçti.

Sonuçta bir gece operasyonu ile hizmete sokulan hastaneyi, “giderek çıkmaza giren kent ekonomisine ivme kazandıracak bir büyük imkan” olarak gördüğümü, geçtiğimiz günlerde “sırtı minder ile tanışık şehir” başlığıyla kaleme aldığım yazımda ifade etmeye çalıştım.

*

Yazı, sosyal medyada yankı uyandırdı.

Olumlu bakan, iyi niyetle yanaşanların yanında, alay eder tavırlar takınan, çok bilmişlik taslayan, “vay efendim bir hastane nasıl olur da ekonomiye katkı yaparmış” diyeninden tutun, işi hakaret boyutuna taşıyanına varıncaya kadar herkes birşeyler söyledi.

Önce şunu belirtmeliyim ki, facebook’taki sayfamızda yaptığımız tanıtım spotlarına bakılarak, yani yazının veya haberlerin tamamı okunmadan, detaylı bilgiye sahip olunmadan yapılan yarım yamalak yorumlar amaca uygun düşmediği gibi, insana da “pes” dedirtiyor.

*

Erzurumlular’ın hafızasına kayıtlı, “hastane” dendiğinde, göz önünden film şeridi gibi geçen yerler var.

Alıyorum yerinde yeller esen Numune’yi ya da Mareşal’ı veya Palandöken Devlet Hastanesi’ni bir kenara, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi bile, bina ve imkan olarak Erzurum Şehir Hastanesi’nin eline su dökemez!

Hatta daha ileri giderek şunu da söyleyebilirim: “Türkiye haritasını katlayın ikiye, yarısından bu tarafta kalan şehirlerde böyle bir hastane ya bir tane daha vardır, ya o bile yoktur.”

*

Şimdi böylesine önemli, böylesine gösterişli, böylesine zengin alet ve edevatla teçhiz edilmiş, konforuyla 4-5 yıldızlı turistik otellere fark atacak özelliklere sahip, içinde “cincır” denilen elektrikli araçlarla ulaşımın sağlandığı hastaneyi görmeden yapılan itiraz ve olumsuz değerlendirmeler zaman kaybından başka işe yaramıyor, varsa yaşanan sorun ve sıkıntıların çözümüne katkı da sunmuyor.

Laf ola, torba dola!

*

Öyle bir hastane düşünün ki, her hastaya istenildiği anda “tek oda” tahsis edilebilecek. Öyle bir hastane düşünün ki, aynı anda 40 ameliyat yapılabilecek. Öyle bir hastane düşünün ki, hiçbir cerrah, ameliyat için sıra beklemeyecek. Öyle bir hastane düşünün ki, biri “king süit” yani kral odası olmak üzere 5’i çok lüks toplam 19 süit odası olacak.

Kanser ameliyatlarının robotla yapıldığı böyle bir hastaneyi mutlaka vitrine çıkartıp, dünya pazarlarına sürmek gerekiyor.

Tanıtımının iyi yapılması, yakın coğrafyamızda ne kadar ülke varsa oralardan ve pek tabi ki, Türk Cumhuriyetleri’nden çok sayıda zengin, hatta ultra zengin hastayı tedavi için Erzurum’a çekecektir.

*

İşin bu noktasında; yaşanması muhtemel bir dolu sıkıntıya vurgu yapmaktan geçemeyeceğim.

*

Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’ne, korona salgını öncesinde her gün yüz, belki iki yüz minibüs dolusu hastanın çevre illerden taşındığını, başı ağıranın, midesi bulananın soluğu Erzurum’da aldığını herkes iyi-kötü biliyor.

Aynı uygulama korona sonrası dönemde de yine devam ederse, kimse kusura bakmasın ama böylesi önemli bir sağlık kuruluşu, kısa zamanda “şehir polikliniği”ne döner, amacından sapar ve bir çuval incir de berbat olur, gider.

*

Bugün adı bile anılmayan, bir zamanların yere-göğe sığdırılamayan Konaklı Kış Turizm Merkezi’ni, ya da bütünüyle kış turizmi hayalimizi şöyle bir hatırlar, “şimdilerde bu projeler ne işe yarıyor, hangi ekonomik yaramıza merhem oluyor?” sorularına kendimizi muhatap kılarsak, ne demek istediğim çok daha iyi anlaşılır.

Dünya Üniversiteler Kış Oyunları ile parlatılan, sanki sihirli bir değnekmiş gibi halka takdim edilen, o günün parasıyla tam 700 trilyon liranın harcandığı “umut projesi”nden geriye ne kaldığını, Erzurum’un bu işten ne fayda gördüğünü anlatacak bir babayiğit var mıdır, doğrusu bilemiyor, e vallahi göremiyorum.

Hele 1990’lı yıllarda uygulanan yarısı dış, yarısı iç kaynaklı o günlerin parasıyla 120 milyon dolarlık “Kırsal Kalkınma Projesi”eden hiç bahsetmek istemiyorum.

*

Tabi sonuçta iş insana, dolayısıyla bürokrata ve yöneticiye gelip, dayanıyor.

Erzurum’da devletin sağlık hizmetleri “iki idealist” insana emanet edilmiş durumda.

*

Sağlık İl Müdürü Dr. Gürsel Bedir’i yeni tanıdım diyebilirim. Tanışıklığımızın birkaç aylık mazisi ancak var. Şehir Hastanesi Başhekim Vekili, geçen gün haberde soyadını yanlış yazdığım Dr. Mahmut Avcı ile tanışıklığımız ise çok daha yeni.

Kendilerini işlerine ve Erzurum’a adayan, özel hayatlarını bir kenara iten, hata yapmama adına azami gayret gösteren, son derece mütevazi bulduğum bu iki yürekli insan, neler yapabileceklerini, koca hastaneyi bir gecede taşıyıp, işler hale getirerek gösterdiler.

*

O iki güzel insana, bu şehrin ödemesi gereken “bir koca teşekkür” borcu var. Ancak o teşekkürü kim yapacak, o borcu kim ödeyecek, işte bunu bilemiyorum.

*

Oya bildik bir söz var. Muallim Naci’ye ait…

“Marifet iltifata tabidir… Müşterisiz meta zayidir!”

Umarım bizim meta’nın büyük büyük, zengin, hatırı sayılır, paralı müşterileri olur ve umarım Şehir Hastanesi gibi çok önemli bir yatırım, kış turizmi balonuna dönüşmez, ya da kırsal kalkınma projesi gibi savrulup, gitmez.

*

Bu şehir ve insanı hayal kırıklığı yaşamaktan gerçekten usandı.

Bizi bir daha usandırıp, hayal kırıklığına lütfen uğratmayın…

Çünkü perona yanaşan son trenidir Erzurum’un…

Bu treni de kaçırtmayalım!

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Nurettin deniz dedi ki:

    Tşk ederim birdesu kırsal kalkınma yi yazarsanız seviniriz

YORUM YAZ