$ DOLAR → Alış: 5,37 / Satış: 5,39
€ EURO → Alış: 6,09 / Satış: 6,11

EKMEK ÇÖP, YERİ DE ÇÖPLÜK DEĞİLDİR

SEDA EĞİLMEZ
SEDA EĞİLMEZ
  • 16.03.2018

NE zamandan beri emeklerimizi, değerlerimizi ayaklar altına almaya başladık!

“Ekmek” dendiğinde sizlerin aklına ne geliyor, bilemem de…

Benim aklıma; buğdayın ekilmesi, yetişmesi, hasadı, değirmene yolculuğu, fırına ulaşması ve ateşe sürülmesi aşamalarında harcanan yoğun emek, akıtılan alınteri, gösterilen çaba ve gayret gelir hep.

Geçen o uzun ve zorlu yolculuk sonrasında ortaya çıkan ürünü, yani ekmeği, yani o büyük ve kutsal nimeti yolda, izde, kaldırım kenarlarında, balkon diplerinde görmek içimi acıtıyor.

Bin bir emekle üretilen, bizim de toplum olarak nimet bilip, saygıda kusur etmediğimiz, hatta küçükken, doğru olmasa bile, “Ekmek, Mushaf çarpsın” diyerek, kutsallığına vurgu yaptığımız ekmeği, sırf bu nedenlerden dolayı, önce dudaklarımıza, sonra alnımıza götürdükten sonra, yüksek bir yere bırakmaz mıydık?

Böyle öğretmedi mi büyüklerimiz bize ekmeğe saygıyı!

“Ekmeği düştüğü yerden al, öp, önce anlına, sonra yüksek bir yere bırak” talimatı…

Anamızın, babamızın, büyüklerimizin bize çok önemli bir öğretisi, tavsiyesi, belki vasiyetidir.

Yazılarımda sık sık bilimden, bilgiden, sorup, sorgulamadan bahsediyorum.

Soğuk bir memlekette yaşıyoruz.

Isının çok düştüğü, kardan, tipiden gözün gözü görmediği günlerde, yaban hayatına yemleme ile destek veren güzel düşünen insanlara saygılarımı sunmakla birlikte, yemleme konusunda çok da doğru bilgi ve bilince sahip olmadığımızı tekrar etmekten geçemeyeceğim.

Daha önce de yazmıştım…

“Doğaya yem bırakılır, bir bütün halinde ekmek fırlatılmaz!”

Aslında hemen her konuda bilinçli olmalı, öyle hareket etmeliyiz.

Bu özellik aslında yaratılışımızın da bir gereği.

Biz insanları, diğer canlılardan ayıran en önemli özellik akıl ise, neden akli hareket etmez de, çok üst değerlerimizi çekeriz aşağı, anlaşılır gibi değil.

Nasıl olur da, bir bütün olarak somunu insan gelişigüzel savurur sağa-sola!

O ekmeklerin yenilmediğini gören, bilen birisi olarak diyorum ki; Yenilseydi şayet, her taraf ekmek dolu olmazdı.

Bunun için ekmekleri, hayvanların yiyebilecekleri kıvamlara getirilerek doğaya dönüşümlü kaplar içinde bırakılmalıyız.

Yoksa, “doğaya ekmek bıraktım” sözü gösterişten başka bir işe yaramaz, sızlayan vicdanların acısını da susturamaz.

Ekmek bırakmak, yabani hayvanları doyurmak için ise; bilmeliyiz ki, hayvan o bütün ekmeği yiyemiyor, dolayısıyla doymuyor.

Vicdanların sızısı bu şekliyle önleniyor mu, bilemem de…

Öylesi bir uygulamayla, nimete fazlasıyla saygısızlık yapıldığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Biliyoruz ki, “Ekmek çöp değil!”

Ama çöpler de ekmek dolu.

Yani, anlaşılır bir görüntü yok önümüzde.

Tam bir tezat.

Ortada ciddi yanlış uygulamalar var ve bu uygulamalar çoğu insanı rahatsız ediyor.

Öyleyse biz, toplum olarak “nerede yanlış yapıyoruz?” sorusuna acilen cevap bulmak zorundayız.

“Her derdi ve hatta her topluluğu hoşlandıkları yem ile avlarlar” sözü, oldum olası hoşuma gider.

“Acaba” diyorum, şer odakları, bizi biz yapan değerlerimizle avlamayamı çalışıyor?

Yaşadıklarımıza biraz da bu açıdan bakmakta yarar görüyor ve diyorum ki;

Bu nedenle dikkatli olmalı, işe de “ekmeğe saygı” göstererek, nimeti ayaklar altından kurtararak başlamalıyız.

Biliyorum; işimiz zor, ama imkansız değil.

Hepimize kolay gelsin!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ