$ DOLAR → Alış: 5,64 / Satış: 5,66
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,41

ELEŞTİRİRKEN ÖLÇÜLÜ OLMAK

ELEŞTİRİRKEN ÖLÇÜLÜ OLMAK
  • 09.03.2019

DERLER ki, “Susmak değil, susulacağı yerde susmak sanattır.” “İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak.” Ölçüyü kaçırdığımız en önemli nokta bu olmalı.

Eleştirmeyi çok seviyoruz, ama eleştirilince bir ateş parçası oluyoruz. Her tarafı yakıyor, bir çığ gibi her şeyi yıkıp geçiyoruz.

Adil olma yerine taraf olunca savunduğumuz konu ne olursa olsun eleştirinin ölçüsünü bazen haddinden fazla kaçırıyoruz.

Şu günlerde tv söyleşilerini ve yazılı basınını izleyince, hele köşe yazılarına bakınca herkes haklı(!) herkes kendi köşesinden haklılığını savunarak kendi gibi düşünmeyenleri kıyasıya eleştiriyor.  Olmadığı olamayacağı konumlardaki insanların taşıdığı sorumlulukları taşımadığı için bu sorumluluğun altında olmamanın hafifliği ile siyasi, fikri ve eylem birlikteliği olmayan insanlara verip veriştiriyor.

Kişileri arkalarından eleştirmek çok kolaydır. Ki genelde sanal ortamda yapılan eleştirilerde bu şekilde kul hakkına giren bir linç hareketine dönüşmektedir. Eleştirilen hakkında yazılıp çizilen, sövülüp sayılan hakarette uğrayan kişinin çoğu zaman bundan haberi olmamaktadır.  Muhatabı karşısında olmayan kişi bir eleştiri şehveti hazzıyla kendisini pohpohlayan yandaşlarıyla, kendinden geçiyor.

Eleştirmenin sınırlarını ayarlamadan, haklı iken haksız duruma düşme açmazıyla yazmak, konuşmak bir zafiyet göstergesidir.

Kendi dünya görüşünü benimsememiş kişileri, kendi gibi düşünmeyenleri yakaladığı bir kusuruyla eleştiren insan ölçülü ve adil olmalıdır.

Eleştirinin karşımıza yönelik olmaktan çok kendimize dönük olmasına da dikkat etmeliyiz. Eleştirirken kendimizde gözden geçirmeliyiz. Hayat boyu karşımıza çıkan kişiler, olaylar bize ayna olmalı. Onlarda kendimizi seyretmek, eksiklerimizi görmek, fark edemediklerimizi fark etmek bize sunulmuş bir nimet olarak değerlendirilmelidir.

Efendimizin(S.A.V.) her sözü gibi, şu sözü de ne kadar güzeldir; “Önce kendi nefsine, sonra insanlara vaaz et”

Her şeyde ölçülü olmak esastır.

Aslında eleştirecekken kendimizi frenler ve eleştiri dürtümüzü hoşgörüye ve karşımızdaki insanın hareket veya fikrine saygıya çevirirsek tarafları mutlu görebiliriz.

Hayat’tan ders almamış, kendi fildişi kulelerinden eleştiri oku yağdıranlara son olarak şu anekdotu hatırlatmak istiyorum.

Westminister manastırının bodrumunda bir Anglikan piskoposunun mezarındaki yazıdan alıntıdır:

“Genç yaşta iken, hayallerim ve rüyalarım sonsuzken, dünyayı değiştirmek istedim. İhtiyarlayıp tecrübe sahibi olunca dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de hayallerimi biraz küçülterek sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Fakat ona da gücümün yeteceği falan yoktu. İyice yaşlandığımda sadece aileme, kendime en yakın olanları değiştirmeye gayret ettim. Ama yine başaramadım. Şu anda ölüm döşeğindeyim, birden fark ettim ki önce yalnız kendimi değiştirseydim onlara örnek olarak ailemi değiştirebilirdim. Daha sonra onlardan alacağım şevk ve motivasyonla memleketimi değiştirebilir daha ileri bir seviyeye getirebilirdim. Daha sonra da belki dünyayı bile değiştirebilirdim.”

Burada Emerson’un anlamlı bir sözünü hatırlarsak herhalde hayatımız daha anlamlı hâle gelecektir:

“Başkalarının hatalarını ve kötülükleri ile uğraşarak ruhunu karartma; düzeltilmesi gereken biricik insan önce kendinsin.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ