$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,81
€ EURO → Alış: 6,51 / Satış: 6,53

UYUMAK YA DA UYUMAMAK!

Muzaffer TAŞYÜREK
Muzaffer TAŞYÜREK
  • 01.04.2019

NASIL uyutuluyoruz?

“Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu…” Shakespeare “Hamlet” isimli tiyatro eserinde böyle demişti. Ve bu sözü dilimize pelesenk olmuştur.

Bu sözü kelime değişiklikleriyle farklı şekillerde kullanmak mümkün ve kullanılıyor.

Soruyu “Uyumak ya da uyumamak işte bütün mesele bu” şeklinde kullanmamın sanırım sakıncası olmaz.

Hipnoz nedir? Uzmanı değilim. Konuya biraz baktım. İlginç bilgiler okudum.

Telkin verme sanatıymış. Yani, bir problemi çözmek için, kişinin bilinçaltına verilen telkinlerle (propaganda ve söylemlerle) kişilerde farklı bakış açıları ve duygular oluşturma işi.

Telkini alıp, etkisine girerseniz hipnozdasınızdır. Telkinleri almazsanız, transtasınızdır.

Hipnoz telkinleri insanları uyutmanın, toplumları etkilemenin sık kullandığı bir metottur. Gönüllüsü de çoktur. Üstelikte uyumak isteyenler, uyuyanlar, uyanık kalmak isteyenleri de etki altına almak için, hipnozcunun gönüllü elemanlarıdır.

Hipnoz sanıldığı gibi uyuyarak veya uyunduğunda değil bilinç açıkken yapılıyor ve insanlar transa sokuluyor. Yani sizin aklınız, zihniniz ortadan çekildiği için bilinçaltınız hipnoz yapan, telkin veren kişini sözlerinin etkisi altına girip o ne derse, onu tekrar ediyorsunuz. Onun iyi dediğine iyi. Kötü dediğine kötü. Hain dediğine, hain. Kahraman dediğine, kahraman. Ucuz dediğine, ucuz. Kıymetli dediğine kıymetli diyorsunuz. En iyi hipnozcular annelermiş. Çocuklarını uyutmak için uyguladıkları yöntemleri bilmeyenimiz, tatmayanımız yok. Alışverişlerde de hipnoz altında kalmak, eve gidince  “ya, ben bunu neden aldım, tezgahtar bunu bana nasıl sattı!” dememiz mümkün. Ve bunu çoğu kere yaşamışızdır.

Hipnozda beyin tek bir noktaya odaklanıyor ve çok hızlı çalışıyor. Hipnoz yapan kişinin sözleri sizi kimi zaman sevgiyle, kimi zaman övgüyle, kimi zaman yerme ile kimi zaman tehditle etki altına alıyor. Çevrede ki sesleri duyduğunuz için siz kendinizi uyumuyor, hipnoza girmedim sanıyorsunuz. Oysa bilinçaltınız çoktan teslim olmuştur. Kontrolünüz başkasının eline geçmiştir.

Hipnoz için “4-i” gerekliymiş.

İhtiyaç, istek, inanç ve itimat.

Hipnozu denediniz olmadınızsa muhtemelen ihtiyacınızı yoktur.  Ya da Hipnozdan birtakım algılar yüzünden korkuyorsunuzdur. Ya da Hipnoz yapan kişi sizi etkileyecek ses tonunu, kelimeleri, havayı verememiştir. Ya da hipnoza girmişsiniz ama derinleşememişsinizdir. Hipnoz meraktan olmaz. Mutlaka bir değişimin olmasına inanmanız gerekir. Ümit ettiğiniz algıyı Hipnozcudan beklemeniz, beklenti içinde olmanız gerekir. Hipnoza, hipnozcuya güvenmek, inanmak en önemli faktördür. Hipnozcu kurtarıcıdır. Son çaredir. Ondan başkası içinde yaşadığına inandığınız problem(ler)i çözemeyecektir. Algınız o yöndedir. Sizi birili buna inandırmıştır. Akıl ve düşünme melekenizi bu düşünce ile doldurmuşsunuzdur. Artık ona itimat edip, ona teslim olmak tek kurtuluştur.

Bu şekilde bir şartlanma nedeniyle hipnozcunun çare olmadığını söyleyenleri de artık kulağınız duymaz.

İnsan artık hipnozcuyla birebir yüz yüze gelmese de,  onun görüntüsü ve sesleriyle de hipnoz altına girebilmektedir. Ev, iş yeri, bir dinleme mekânı, kahvehane, lokanta veya bir hastane veya insanların kullandığı toplu ulaşım araçları ve alanlarında ki televizyonlar, araçlarda ki ve iş yerlerinde ki radyolarda hipnozcunun sesiyle, propaganda amacıyla kullandığı müzikleri ve şarkı sözleriyle veya belleğinizde ki sözleri-sloganlarıyla trans haline girmeniz mümkündür. Hipnozcunuzun niteleme ve vurgulamalarıyla insanlara bakmanız onları guruplandırmanız, ötekileştirmeniz kaçınılmaz olacaktır. Ve Hipnozun etkisiyle kendiniz çok akıllı ve seçilmiş bir birey kabul etmeniz de mümkün. Kendinizi hipnozcuya teslim ettikten sonra artık onunla düşünen, onun gibi bakan, onun gibi konuşan, onun telkinleriyle hareket eden bir kişiliğe kavuşmuş, kendiniz olmaktan çıkmışsınızdır.

İlginç bir konu dedim. Yazımın başında. Yazının açılımını, hergün her saat yaşadığınız deneyimlerinizle sizler (hipnozun etkisinde kalmadan) yapın.

Her şeyden önce Rabbimizin “akletmez misiniz”, “düşünmez misiniz” emirlerini ve kendiniz kalmayı unutmayınız.

Unutmayınız her insan orijinal yaratılmıştır ve bir benzeri yoktur. Orijinalliğinizi kaybedip yığınlar içinde kalmak sıradanlaşmaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ