Dolar 27,4472
Euro 28,8280
Altın 1.617,79
BİST 8.486,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 7°C
Yağmurlu
Erzurum
7°C
Yağmurlu
Sal 8°C
Çar 14°C
Per 19°C
Cum 17°C

TARIM ALANLARINA YAPTIĞIMIZ VİLLALAR ÖVÜNÇ KAYNAĞIMIZ OLDU

KENDİ KENDİNE YETEN BİR ÜLKEYKEN, TOHUMU BİZDE ALIP ÜRRETİMİNİ ÖĞRENEN KANADA’DAN MERCİMEK, UKRAYNA’DAN BUĞDAY ALDIK. ÖYLE Kİ, BİZİM KADAR POTANSİYELE SAHİP OLMAYAN ÜLKELERİN ÜRÜNLERİNE MUHTAÇ HALE GELDİK.

TARIM ALANLARINA YAPTIĞIMIZ VİLLALAR ÖVÜNÇ KAYNAĞIMIZ OLDU
9 Aralık 2022 19:32 | Son Güncellenme: 9 Aralık 2022 19:42

TÜRKİYE 85 milyon nüfusuyla dünyada 18. sıradadır. Dünya nüfusu, her yıl Türkiye nüfusu kadar artmaktadır. Ülkemizde ise her yıl yaklaşık bir milyona yakın çoğalmaktayız. Bu gidişle dünya nüfusu 2030 yılında 8,5 milyara ulaşacak, ülkemizin nüfusu ise 90 milyonu aşacaktır.

Bugün dünyada 1 milyar insan açtır.

Tarım alanlarının giderek azaldığı dünyada, aç insanların nasıl doyurulacağı konusu kaygı yaratmaktadır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), insanların ihtiyacının karşılanması için çiftçilerin yüzde 70 daha fazla üretmesi gerektiğini öngörüyor.

Bu durum bize, tarımın ne kadar stratejik önemli bir sektör olduğunu göstermektedir.

*

Türkiye’de tarımla uğraşan nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 20 kadardır. Hal böyleyken, tarımın gayri safi yurt içi hasıladaki (GSYİH) payı yıldan yıla azalmış ve yüzde 6,3’e  kadar gerilemiştir.

*

Oysa biz, bir zamanlar gıda açısından kendine yeten 7 ülkeden biri olmakla övünürdük!

*

Ne oldu da tarımsal üretimde olumsuzluklar oluştu?

Bunu anlamak için; ülkemizde 40-45 yıl önce uygulanan tarım politikalarına göz atmak gerekir.

*

O yıllarda ihracatımızda tarım ürünlerinin payı, sanayi ürünlerinden çok diye yakınmaya başladık.

Sanayiyi geliştirmek için adeta tarıma sırtımızı döndük.

Tarıma dayalı sanayiyi pek önemsemedik.

İhracatta tarıma göre sanayi ürünlerinin payı arttıkça sevindik, bugünleri aklımıza bile getirmedik.

Öyle ki, tarımı problem olarak görmüyor, “hele bir sanayileşelim gerisi kolay” diyorduk.

*

Ve gün geldi, İran’ın karpuzunu, elmasını tezgâhlarda görmeye başlayınca, bir yerlerde yanlış yaptığımızı anladık.

Kendi kendine yeter bir ülkeyken, tohumu bizden alıp üretimini öğrenen Kanada’nın mercimeğine, Ukrayna’nın buğdayına, bizim kadar potansiyeli olmayan daha birçok ülkenin kalitesiz ürünlerine muhtaç hale geldik.

Yerli tohumu bırakıp, başka ülkelerden yüklü döviz ödeyerek tohum aldık, aldığımız tohumları ancak bir kez kullanabildik.

Et ithalatı sonucu hayvanlar kesime gönderildi. Köy yerinde boş ahırlar oluştu. ithal et yemeğe başladık.

*

Çiftçi destekleri yeterli olmadı.

Köyden kente göçü teşvik ettik.

*

Bugün köylerde tarımla uğraşan nüfusun çoğu 65 yaş ve üzeri yaşlı kesimdir.

Tarımda çoğu yerde geçimlik üretim egemen oldu, piyasa tarımına geçiş sağlanamadı.

 *

Dünyanın en kaliteli tarım arazilerini iskâna açtık, yapılan evlerle, villalarla övünür olduk.

Dere kenarlarına evler yaptık, sonra da taşkınlarla mücadele ettik.

Şehirlerin çevresindeki verimli tarım alanlarını imara açtık.

Gözümüzün önünde denizlere akıp giden topraklarımızı, erozyonu umursamadık.

Tarım arazilerimizi başka amaçlar için kullandık.

*

Türkiye’de bir zamanlar kişi başına düşen tarım alanı 4 dekarken bu alan, bugün 2,7 dekara gerilemiştir.

*

Tarımın göz yaşları sel olmak üzere.

*

Ülkemizde tarım işgücü çeken değil, iten bir sektör halini aldı.

*

Her şeye rağmen geniş ovaları, mükemmel meraları, harika iklimi ile daha çok tarım potansiyeline sahip bir ülkeyiz.

*

Bütün olumsuzlukları maalesef yaptıkları, söylemleri ve politikalarıyla tarımı önceleyen, stratejik sektör kabul eden Atatürk Türkiye’sinde yaşıyoruz.

 *

Ülkemiz, kendi iç tüketimini karşılayacak ve üretimi kalıcı bir şekilde arttıracak önlemleri almalıdır.

Vakit kaybetmeden bilime ve akla dayalı bir tarım planı devreye sokulmalıdır.

 *

Geleneksel üretim sistemlerini modern, üretken ve yenilikçi sistemlere dönüştürme zamanı gelmiş, hatta geçmektedir.

 *

İthal edilen ürünlerin yerel koşullarda üretimi planlanmalı, gençler tarıma özendirmelidir.

Ziraat mühendisleri, teknolojiyi tarıma aktaracak gücü eiletmek için sahada görevlendirilmelidir.

Çiftçilere yeterli üretim destekleri verilmeli ve örgütlenmelidir.

Üretilen ürünlerin garantili alımı sağlanmalıdır.

Köydeki yaşamı iyileştirmek için Kırsal Dönüşüm Projeleri devreye sokulmalıdır.

Tarımda artık bilimi, teknolojiyi, aklı ve veriyi kullanarak doğayla uyum içerisinde üretim yapılmalıdır…

Aksi takdirde biz ülke olarak bugünümüzü de arar hale geliriz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.