$ DOLAR → Alış: 5,79 / Satış: 5,82
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,45

ŞEHRİN SİLUETİNE NE KATTINIZ?

Muzaffer TAŞYÜREK
Muzaffer TAŞYÜREK
  • 18.03.2019

YETKİLİLER, uzun zamandan beri şehrin, Erzurum’un bir cazibe merkezi haline getirildiği tezini savunuyorlar. Bu tespite katılırsınız veya katılmazsınız bu konuda tartışmaya girmek değil amacım.

Soru şu: Erzurum’a şehir anlamında, cazibe merkezi olarak kattığımız unsurların,  kendi tarihimiz, medeniyetimiz ve kültürümüz açısından bir değeri var mı?

Dr. Hasan Taşçı’ya göre şehir, ait olduğu medeniyetin ben idrakini hem işlevsel hem de siluet olarak yansıtmalıdır. İslâm şehrinde güçlü ve esnek bir “ben” idraki söz konusu olduğuna göre. bunu şehrin siluetinde görebilmeliyiz. Sadettin Ökten’e göre, “Bir şehrin silueti bir insan profili gibi, hatta ondan çok daha fazla ölçüde bilgi verir ve izlenim uyandırır. Şehrin dokusu ise yüzdeki çizgiler, vücut hatları ve hatta alışılmış davranışlar gibi, o şehri kuranlar ve o şehirde yaşayanlar hakkında ipuçları verir.”

İslâm medeniyetinin oluşturduğu Erzurum’un önemli özelliği de, İslami kültür ve kimliğe bağlılığıdır. Bu özellik şehrin siluetinde kendini göstermiş ve ait olduğu medeniyetin değerlerini açığa çıkarmıştır. Şehrin mekânında oluşturulan eserler kendisini görüntüde de ifade etmiştir.

EN ÜST DEĞER, İSLAM’DIR

Şehrin kimliği her şeyden önde ilk bakışta edinilen izlenimde kendini göstermelidir. Bunu sağlayan da mekândaki özelliklerdir. Meselâ kadim Erzurum’a (Kale ve çevresine Saat Kulesi’nden) hangi yönden bakarsanız bakın en hâkim unsurun Ulu Camii, Hatuniye Medresesi, Üç kümbetler, Yakutiye Medresesi, ve Osmanlı camileri olduğunu görmeniz mümkündür. Bu bize Erzurum’u  ortaya çıkaran toplumda en üst değerin “İslâm” olduğunu göstermektedir.

Erzurum tanıtımı yapılırken; tasarımlarda, grafiklerde, logolarda, fotoğraflarda Türk-İslam karakterleri, figürleri, Türk mitolojisi ve kozmografyasının unsurları, altın oran, çift başlı kartal gibi şekiller süslemelerde yerini almakta ve ortaçağdan(!) kalma bu unsurlar aşılamamaktadır.

NE ÜRETEBİLMİŞİZ?

Bugün mimarlık fakültesi, güzel sanatlar fakültesi gibi bölümleri olan üniversitemizde, Erzurum ile ilgili tasarım-grafik ve logo çalışmalarında, Erzurum’u tanıtım materyallerinde dergi broşür gibi yayınlarda şehrin siluetine, kendi medeniyetimizi vurgulayan ekleyebildiğimiz hangi unsurlar üretebilmişiz?

Birincisi Atatürk Üniversitesi’nin giriş kapısı ve çift başlı kartal figürü. İkincisi 2011 yılında hizmete giren atlama kuleleri.

Ortaçağ’da inşa edilen Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi, Saat Kulesi ve Üç Kümbetlerin arasına eklediğimiz Atatürk Üniversitesinin giriş kapısı ve çift başlı kartal figürü ile atlama kulelerinin dışında Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar kendi medeniyetimize, sanatımıza ait ortaya ne koyabilmişiz? Şehrimize gelen turistleri gezi için götürebileceğimiz hangi sanat eserlerimiz ve merkezlerimiz vardır?

Bazı tanıtım broşürlerine giren Havuzbaşı’nda ki Atatürk heykelimiz bile sorunlu, çakma bir heykeldir. Neden derseniz; heykelin kendisi ile altındaki rölyef uyuşmamakta! Heykel, tarihi gerçeklere ters bir şekilde hazırlanarak, şehrin insanlarının hakikati göremeyecek, anlayamayacak, sorgulayamayacak düzeyden uzak olduklarını varsayarak dikilmiştir.

Nasıl mı? Heykelin kıyafeti Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’a geldiği 1919 yılında ki kıyafet değildir.  Alttaki rölyef doğru olmasına karşın, üstte ki heykel kıyafet olarak 1919 ‘da ki Osmanlı devletinin en yüksek rütbeli paşasının kıyafetini yansıtmamaktadır.

HEYKELTRAŞIN KEYFİYETİ

Mustafa Kemal Paşa Erzurum’a geldiğinde Anadolu’da ki en yüksek rütbeli ve padişahın fermanı cebinde olan en etkili, insandı. Üzerinde Osmanlı Ordusu’nun zabit( subay) kıyafeti, omzunda padişah kordonu, başında kalpağı, bacaklarında körüklü pantolon, ayaklarında körüklü çizmeler vardı.

Dikilen heykelde ise sol elinde Mondros Ateşkes Antlaşması’nı buruşturup, ezmiş olan bir Mustafa Kemal Paşa tasvir edilmiştir. Evet, Erzurum’da Mondros antlaşmasını (bazıları bunu Sevr antlaşması olarak yorumlamakta) yırtıp atarken, üzerinde Osmanlı Ordusu’nun kıyafeti vardı. Ama heykeltraş Cumhuriyet döneminin tören kıyafeti ile bir çalışma yapmış, şehrin yetkilileri de binlerce lira ödeme yaparak bunu şehrin en güzel yerine koymuşlardır. Ve bu heykel bu haliyle şehri temsil eden figürlerden biri haline gelmiştir.

Bu örneği neden verdim? Yaptım, oldu. İtiraz olmamalı. Eleştiri mi zinhar, aklınızdan geçirmeyiniz.

ERZURUM’UN ÖNCELİKLERİ NELER OLMALI

Şu anda Erzurum’da olup bitenler, çevre düzenlemeleri, çevre düzenlemelerinde kullanılan malzemeler, planlamalar tarihi gerçeklere uyuyor mu, uymuyor mu? Gerek var mı? Öncelikler bunlar mı olmalı? Maliyetleri ne kadardır? Sormak, tartışmak abesle iştigal olarak görülmektedir. “Bak ne güzel oldu, oluyor. Daha ne istiyorsunuz” söylemleriyle yeni bir tarih oluşturulmaktadır. Yeni bir geçmiş inşa etme çabası var gibi. Çünkü devlet, vatandaşının da kendisi gibi düşünmesini ve konuşmasını istemektedir. Devlet okullarındaki tarih derslerindeki amaç; ama bilinçli, ama bilinçsiz, insanlarımıza geçmişi öğretmek değil, onlara daha cazibeli unsurlarla, yeni parklar, yürüme yolları, süslü neon lambaları, bina ve tarihi eserleri ışıklandırma, AVM’ler kurma, rezidanslar, siteler inşa ederek cazibeli bir hayat adı altında kendi sanat ve kültürüne karşı mankurtlaştırma düşüncesi yatmaktadır.

Şehir, ait olduğu medeniyetin ahlâki ilkelerini tasvir edici nitelikte olmalıdır. Cazibe merkezi olarak lanse edilen Erzurum, acaba temelini aldığı Türk-İslam unsur ve kültürünün hangi özelliklerini bağrında, evlerinde, sokaklarında, çarşılarında, mahallelerinde, sosyal mekanlarında, mekteplerinde yaşatabilmektedir.

Ortaçağa ait birkaç ecdat yadigârı eseri çıkardığımızda, elimizde somut olarak “bu Erzurum’dur. Erzurum’u temsil ediyor” diyebileceğimiz hangi yapısal değerimiz kalır? Cevabını düşününüz. Bu konuya devam edeceğiz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ