Dolar 32,2651
Euro 34,9025
Altın 2.427,24
BİST 10.479,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 21°C
Hafif Yağmurlu
Erzurum
21°C
Hafif Yağmurlu
Per 24°C
Cum 20°C
Cts 22°C
Paz 24°C

DEĞİRMENİMİZE NE TAŞIYORUZ?

DEĞİRMENİMİZE NE TAŞIYORUZ?
27 Ağustos 2016 23:09

SEKİZİNCİ Yüzyılda yaşamış meşhur tefsir sahibi, İbn-i Kesir, o devirde insanlar arasında yaygın olarak bilinen, “Halk yöneticilerinin dili üzeredir!” sözünü naklederken, çarpıcı bir örnek vermektedir.

“Emevi halifelerinden Velid b. Abdülmelik, büyük binalar yaptırmaya, ticarethaneler açmaya ve çarşılar kurmaya meraklı idi.

Onun zamanında biraraya gelen insanlar, paradan, ticaretten, işyerlerinden, sağa-sola gönderdikleri kervanlarından ne kadar para kazandıklarından, maldan, mülkten bahseder, dinar ve altın konuşurlar, yaptıkları saraylar ve binaların ihtişamı ile övünürlerdi.

Abdülmelik ölünce, yerine hükümdar-halife olan kardeşi Süleyman ise, daha ziyade yeme-içme, eğlence, cariyeler ile düşüp, kalkma konularında meşhur olmuştu. Onun döneminde halk, esir pazarlarında boy göstermeye başlamış, aldıkları cariyelerden, hangi esir tüccarının elinde, hangi özellik ve güzellikte cariye var onlardan bahseder, büyük ziyafetlerden, eğlencelerden geri durmaz, vur patlasın, çal oynasın türü bir hayat sürer olmuşlardı.

Süleyman’dan sonra hilafete-hükümdarlığa Ömer b. Abdülaziz geçti.

Beşinci Raşid Halife ve ikinci Ömer olarak ün yapan Ömer b. Abdülaziz, diğer hükümdarların aksine, ibadete düşkünlüğü, takvası, adaleti ve zühdü ile tanınır olmuştu.

Onun döneminde de halk, biri birleriyle karşılaştıkları zaman, günde kaç cüz Kur’an okuduklarından, ne kadar nafile oruç tutup, namaz kıldıklarından, fakir- fukarayı nasıl gözettiklerinden dem vurur, haramlardan kaçınmaktan, zühd ve takva üzere yaşamanın öneminden bahsederek, hayatlarını Kur’an ve Sünnete göre tanzim etmeye çalışırlardı.”

İbn-i Kesir’den başka, Tarihçi İbn-i Kesir ve Taberi’de, kitaplarında bu tür örnklere yer vererek, yönetilen halkın, yöneticilerinin yolundan gittiğini ve onun dili üzere hareket ettiğini yazmaktadır.

Ne dersiniz?

Aile reisi olarak, evlatlarımızdan ve evimizden yola çıkarak bir değerlendirme yaparsak eğer…

Ülke yönetiminde söz sahibi olanların kullandıkları dil ve üslup, sokağımıza, evimize, eğitimimize, işyerimize, basınımıza, kitle iletişim araçlarımıza, masamızdaki bilgisayardan, cebimizdeki telefonlara varıncaya kadar hemen her hareket ve davranışlarımıza yansıyor mu, yansımıyor mu?

Ülkeyi yönetenlerin, basın ve kitle iletişim araçları vasıtasıyla bizlere yansıyan tutum, davranış ve beyanları, eşimize, çocuklarımıza, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza, rakiplerimize, siyasetimize, muhalefetimize etki ediyor mu, etmiyor mu?

Gündemimizi kim belirliyor?

Özgür bireyler olduğumuz uövüne övüne ifade eden bizler mi, yoksa siyasi liderlerimizin söyledikleri mi?

Sahi sormak gerekirse mesela;

Söz beyan etmede ve düşünce açıklamada özgür müsünüz, ya da ne kadar özgürüz?

İnsanları ve olayları neye göre değerlendiriyorsunuz?

Renkli camın arkasından her akşam kanal kanal ahkam kesen ve aldıkları paralarla haysiyet cellatlığı yapan, sorumsuz sözlerle toplumu kanalize eden aydıncıkların sözleriyle mi, vicdanınızla mı?

Vicdanınız nereye bağlı?

Heva ve hevesinize mi, Kur’an ve Sünnet perspektifine mi?

İbn-i Haldun’un güzel bir tespiti var:

“İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine ne atarsanız onu öğütür. Yeni bir şey atmasanız da kendi kendini öğütür.”

Dünyamızın ve ahiretimizin selameti için, biraz dikkat biraz hassasiyet..

Hassasiyetimiz, Allah ve Resulü’nün (s.a.v.) hassasiyeti olsun.

Konuştuğumuz ve işlediğimiz her fiilden Rabbimizin divanında sorgulanacağımız o günde, yöneticilerimiz bize şunu söyleyeceklerdir:

“Akılları vardı, bize uymasalardı!”

Öyle ise, yarınlarda “eyvah” dememek için…

Değirmenimize ne taşıdığımıza iyi bakalım!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.