$ DOLAR → Alış: 18,44 / Satış: 18,51
€ EURO → Alış: 17,76 / Satış: 17,83

EKSİĞİMİZİ HEPİMİZ İYİ BİLİYORUZ!

Öztürk AKKÖK
Öztürk AKKÖK
  • 25.07.2022

HOCALARIN Hocası olarak bilinen Bedir Avcı, geleneksel hale dönüştürdüğü dost buluşmalarında bu defa kaybettiği eşi için kaleme aldığı şiirlerini topladığı Güz Gülü Gül Teyze kitabı ile çıktı huzura.

*

Dadaşkent’teki evinin bahçesinde; dostlarından, arkadaşlarından, şiire gönül vermiş insanlardan ve gazetecilerden oluşan mütevazı çoklukta bir gruba; kuş cıvıltılarının hiç susmadığı, vişnelerin kızıl güzellikteki meyvelerini vermeye başladığı ağaçların gölgesinde kahvaltı ikram eden Bedir Avcı, her zamanki inceliği ve zarafetiyle konuklarıyla tek tek ilgilendi, kitabını imzaladı, gönül aldı.

Bedir Avcı dostları, dikkat çeken bir günde 23 Temmuz’da, o büyük, o unutulmaz tarihi kongrenin 103. yıldönümünde yarenlik etmek, hasret gidermek, bu arada şiirler okumak amacıyla bir araya gelmişti.

Oysa o gün 23 Temmuz’du ve daha farklı konular üzerinde de konuşmak, görüş alışverişinde bulunmak gerekiyordu. Tıpkı 23 Temmuz 1919 tarihinde olduğu gibi!

Yaklaşık üç saat kadar süren programa, ilerleyen dakikalarda İYİ Parti Erzurum Milletvekili Naci Cinisli de dahil oldu.

*

Toplantının moderatörü olarak sunuş konuşmamda, Erzurum kültürü ile yoğrulmuş, hayat tecrübeleri ileri düzeyde, her biri mesleklerinde, işlerinde başarı sağlamış katılımcıların, birikim ve deneyimlerini bundan böyle memleket meseleleri üzerinde yoğunlaştırmaları gerektiğini ifade etmeye çalıştım.

*

Bu önerim hemen herkes tarafından ilgiyle karşılandı.

Bedir ağabeyi konuyu ileri bir boyuta taşıdı, gönül toplantılarının daha sıklıkla ve bir gündem dahilinde yapılması gerektiğini söyledi, “kapım herkese açık” dedi.

*

İşin doğrusu da buydu aslında.

*

Mevzu “Erzurum” olduğunda heyecana kapılan, yürekleri gümleyen insanların; yaşanan sorun ve sıkıntılardan üzüntü ve Istırap duyduğu bir gerçek.

*

Bu tür konular gündeme geldiğinde “ben işin içinde olmam” demiyor, herkes çok istekliymiş gibi gözüküyor.

Ama sıra eli taşın altına sokmaya, sorumluluk üstlenmeye geldiğinde; aynı kişiler ne yazık ki, kılını kıpırdatmaya, cesaretle bir adım öne çıkmaya yanaşmıyor.

Böyle olduğu için de memleket günden güne geri gidiyor, kan kaybediyor.

Oysa bu kötü gidişe hepimizin önünü-ardını düşünmeden “dur” demesi gerekiyor.

*

Başta o büyük, o anlı şanlı sivil toplum kuruluşlarının (STK) yöneticileri olmak üzere, tuzu kuru iş insanlarının, kimi bürokrat ve yöneticilerin keyfi yerinde.

Ne yazık ki, o camiada Erzurum kimsenin umuruna değil!

Dokunmasanız, ses çıkartmasanız ölene kadar yerlerinden kalkmaya niyetleri olmayan, hırs ve egolarını tatminden başka bir şey düşünmeyen o insanlarla büyük idealler gerçekleşir mi, doğrusu emin değilim.

*

Bundan fazla değil 20-25 yıl öncesine kadar ülkenin sözü dinlenir, saygın, ekonomisi canlı, insanları mutlu şehirlerinden birisi olan Erzurum, bugün dününü arar hale gelmiş, mazisiyle avunur duruma düşmüşse; bunun en büyük vebali kimse kusura bakmasın ama, sorumluluklarını yerine getirmeyen, ele geçirdikleri gücün imkanlarını nalıncı keseri gibi kendilerine yontan her kim varsa onlarındır.

*

Kirletilen suyu, havası ve çevresine, yok edilmek istenilen mahalle kültürüne, kentsel dönüşüme kurban edilen hatıralarına rağmen; asaleti ve duruşunu inadına koruyan, başka yerlere nasip olmayan örf ve adetlerinin yanında sayıları giderek azalan çelebi ruhlu insanlarının varlığı ile bir pırlanta değerinde olan, ancak ilgisizlik, duyarsızlık ve samimiyetsizlikten dolayı üzeri tozlanan, toprağı çoraklaşan Erzurum’a mutlaka sahip çıkılması gerekiyor, MUTLAKA SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKİYOR.

*

Bedir Avcı’nın bahçesinde o gün toplananlardan kimileri 100 yıl önce yaşamış olsalardı, ihtimalen kongre üyesi olur, çok büyük kararların altına imzalarını atarlardı. Çünkü dostların çoğu o ayarda, o kalibrede ve belki daha üst düzeyde bilgiye, birikime sahip insanlardı.

*

Yalnız…

Önemli bir eksik var…

Bir Mustafa Kemal Paşa’sı yok memleketin.

Bundan olsa gerek güçlerimizi birleştiremiyor, hedefe ulaşamıyor, büyük idealleri küçük çıkarlar uğruna heba ediyoruz.

*

Bu anlamda Gül Gülü Gül Teyze’nin bir umut ışığı olmasını arzu ediyor, Dadaşkent’teki bir bahçeye serpilen tohumların ivedilikle yeşermesini, rengarenk çiçeklerin yine açmasını, gür fidanların boy atmasını gönülden diliyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ