$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,95 / Satış: 8,98

ERZURUM’UN ÇARESİZ YERLİ TURİSTLERİ

Öztürk AKKÖK
Öztürk AKKÖK
  • 30.12.2020

YAŞANAN korona (Covid 19) salgını nedeniyle, günlük yaşantımızın önemli bölümünü dört duvar arasında geçirmeye mecbur bırakıldığımız şu günlerde, özgürce yaşamanın ne demek olduğunu sadece biz değil, tüm dünya insanlarının anladığı bir gerçek.

Neredeyse bir yıla yakın zamandır, bizleri tehdit ve tecrit eden, içeri tıkan, kapalı kapılar ardına kapanmamıza, biri birimizi görmememize, sarılıp, öpüşmememize set olan korona virüsü, elbet bir gün dünyanın başından defolup, gidecek.

*

Şimdilerde toplum olarak salgından en az hasarla kurtulmaya çalışıyor, kendimize göre önlemler alıyor, günübirlik yaşıyor, ötesini de daha fazla düşünemiyor, şimdilik sadece ayakta kalabilmeye gayret gösteriyoruz.

*

Ekonomisi çok güçlü olmayan, üretemeyen, umudunu sadece üniversite öğrencilerinin harçlığına bağlamış bir şehrin insanları olarak “kuru çula oturduğumuz ortada.”

Esnafın hali içler acısı.

Pandemi nedeniyle çoğu işyeri kapalı, açık olanlar d zatena iş yapamaz haldeler.

*

Böylesi olumsuz, böylesi sıkıntılı günlerde insan, kendisine güç aşılayacak, moral verecek, umutlarını yeşertecek, sahipsiz olmadığına inandıracak birilerini arar, nitekim arıyor da!

*

İzninizle biraz sesli düşünmek istiyorum…

Dilinden anlamadığımız, kimseyi tanımadığımız, paramızın olmadığı, nereye gideceğimizi, kime nasıl danışacağımızı bilmediğimiz bir yabancı ülkede olduğumuzu varsayalım.

Orada nasıl ki insan çaresizlik içinde kıvranır, tutunacak bir dal ararsa; benzeri çaresizlikleri bugünlerde burada, üstelik de aynı dili konuştuğumuz, yolunu bildiğimiz, bilmesek bile sorarak öğrenebileceğimiz şu şehirde yaşadığımız bir gerçek.

*

Durumu iyi, işi gücü yerinde, tuzu kuru olanlar için sorun yok. Onlar için ha bu şehir ya da ülke, ha da başka bir yer; çok da önemli değil.

Devletten az ya da çok maaş alan çalışanlar açısından da fazla bir sıkıntı olduğu söylenemez.

Belli bir gelire sahip olanlar, ayaklarını yorganlarına göre biraz da mecburiyetten ister-istemez uzatıyorlar.

Ama bir de yorganı olmayan, ayakları dışarda, sırtları açık, karınları aç insanlar, yani “Erzurum’un yerli turistleri” var ki, onlar çaresiz, onlar biçare, onlar umutsuz, onlar ne yapacaklarını bilmez haldeler.

*

Bıçak, kemiğe dayanmış durumda.

*

O insanların, geniş kitlelerin, normal zamanlarda oylarına talip olan, destek isteyen, süslü sözlerle vaadleri art arda sıralayan ve seçilen dernek, oda, cemiyet başkanları sayı itibarıyla hayli fazla, neredeyse yığınla.

*

Sormak gerekmez mi; neredeler?

Şehrin yöneticileri, valisi, belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri…

Ve de milletvekilleri, insanların inim inim inlediği şu sıkıntılı günlerde nerdeler?

*

Yani her işi, her sorunu, her sıkıntıyı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çözmesini mi bekleyeceğiz?

Yok mudur yerelde sorumluluk yüklenecek, dertleri sırtlayacak, çare ürtmeye çalışacak, inisiyatif kullanmaya çalışacak biri ya da birileri!

*

Kabul ediyorum, elbet kimsenin elinde sihirli bir değnek yok.

Mevcut sorun ve sıkıntılar öyle “ha” denince giderilecek cinsten de değil.

Ama birlikte hareket eder, güç birliğine gidilebilirsek, yaşadığımız sıkıntılara çözüm belki bulabiliriz.

Bunun için de öncelikli olarak adım atmak, harekete geçmek, yerimizden kıpırdamak, nazik bedenlerimizi biraz incitmek ve yormak gerekiyor. Samimiyetle ve içten gelen bir istekle, yoksa zorlamayla değil!

*

Diyelim ki, o adımlar atıldı ama kayda değer birşey yapılamadı.

Olsun, bu bile birşeydir. En azından çaresizlik içinde kıvranan insanlar, yalnız olmadıklarını hissederler.

*

Gün, bir dilim ekmeğin bölüşülme, gün komşuya arka çıkma, gün darda kalana dost elini uzatma günüdür.

*

Memleketin insanı çaresiz olabilir. Ama yöneticisi, başkanı, vekili, tüccarı seyirci pozisyonunda olmamalı, duyarsız kalmamalı, harekete hemen geçmeli; sokakta çaresizce gezen, “akşama evime ekmek nasıl götürebilirim?” diye kara kara düşünen insanlara sahipsiz olmadıklarını mutlaka hissettirmelidirler.

*

Havalar soğuk. Her yıl olduğu gibi, yine şiddetli bir kış geçiriyoruz.

İnsanların kışa, soğuğa karşı dayanıklı olması, mevsim hastalıklarından uzak durması bu pandemi döneminde neredeyse Allah’ın emri! Bunun için de herkesin, hele de kadın ve çocukların karnının tok, sırtının pek olması gerekiyor.

*

Bilmiyorum ki acaba bu şehirde sıkıntıda olan esnafa, ailelerine, evine ekmek götürmekte zorlanan insanlara yardım eden kim, kimse, ya da bir kurum, kuruluş var mı?

*

Özel sektörün baba şirketleri, sayıları hızla artan yerel marketleri, ciddi paralar kazanan, cirosu yüksek firmaları, BİM’i, ŞOK’u, A101’i, ya da 11 ayda 1,8 milyar dolarlık ciro yapmakla övünen Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği, giderek palazlanmanın ötesinde ne yapıyor, ne işe yarıyorlar?

*

Allah’ını seven söylesin:

Öğrencilere bilmem kaç tanecik tablet dağıtmak çok yüce bir iş midir?

Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası, Erzurum Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği ve Erzurum Ticaret Borsası, bir kampanya başlatmak, çaresizlere çare olmak, yaraları sarmak zorunda olduklarının bilincine acaba ne zaman varacaklar!

Bu kuruluşlar, şirketler, dernekler, cemiyetler böylesi zor günlerde işe yaramayacak, dertlere derman olmayacaklarsa, daha niye varlar, varlıklarını, güçlerini daha çok artırmak için mi?

*

Büyük marketlerin her bir şubesi fazla değil ayda sadece 10 koli; öyle sıradan değil, içinde hatırı sayılır gıdalardan oluşan yardım paketi hazırlasa, neresinden bakarsanız toplamda 10 bin koli eder. 

Bu da  evde kendinden yiyecek birşeyler bekleyen çocuklarına tencere kaynatma hayali kuran anaların iyi-kötü işine yarar.

*

Durum son derece vahimken, içinden çıkılamaz bir hal almışken, yerel marketlerden alışveriş yapılmasını sağlamak amacıyla bir kampanya başlatıldığını gördüğümde söyleyecek söz bulamadım.

Sanki millette para varmış gibi hem de!

Keçi can, kasap mal derdinde ve biz el uzatmış boyun bükmüş korona illetinden kurtarması için Allah’a dua ediyoruz.

Allah elbet büyüktür, O duaları kabul edendir, asla şüphemiz yok.

Ama mazlumun ahını en iyi işiten de yine O’dur.

Biz gidişle biz kurtuluşu daha çoook bekleriz.

Umarım daha beter günler bizi beklemiyordur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ