$ DOLAR → Alış: 5,67 / Satış: 5,70
€ EURO → Alış: 6,27 / Satış: 6,30

MEDRESE’NİN TAŞI NEYSE, DUVARININ TAŞI DA O OLMALIYDI!

MEDRESE’NİN TAŞI NEYSE, DUVARININ TAŞI DA O OLMALIYDI!
  • 18.08.2019

YAKLAŞIK 5 yıl restorasyonu süren ve o süre içinde ziyaretçi trafiğine kapalı tutulan, restorasyonu tamamlandıktan sonra, bu defa çevre düzensizliği ile mağdur bırakılan Çifte Minareli Medrese’de olumsuzluklar bitmek nedir bilmiyor.

Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından geçtiğimiz yıl ön tarafını sundurmayla çevrilecek kapatılan Çifte Minareli Medrese’de başlatılan çevre düzenleme çalışmalarında, bahçe duvarları için kırmızı renkli taş kullanıldığını gören tarihçiler, estetik hiçbir özelliği olmayan böylesi iğreti bir malzemenin kullanılıyor olmasına karşı çıktılar.

“Medrese’nin taşı neyse, bahçe duvarlarının taşı da aynı olmalıydı” yorumunu facebook’taki kişisel sayfasında hatırlatan ve medresenin bahçe duvarları ile ilgili bir anısını paylaşan Burak Kazan, konuyla ilgili olarak şunları yazdı:

O BİZİMDİR, BİZ İSE ONUN!

“- Kimliğimiz onda gizlidir, detaylarında yaşar, desenlerinde hayat buluruz. Çinileri bin yıl ötesinden seslenir, Çiftbaşlı Kartal’dan alırız özgürlüğümüzü. O bizimdir, biz ise onun. Selçuki olanlar bunu çok iyi hisseder.

Erzurum’da olduğum zamanlarda fırsat buldukça Çifte Minareli Medrese’ye gelir uzaktan seyrederim. Bu muhteşem eser, büyük bir haz verir bana. Bugün de yeniden görmek için Temelli’den ağır adımlarla medresenin önüne geldim. Yıllardan beri süren restorasyonun sonuna gelinmiş olduğunu gördüm. Bahçe duvarlarının ve meydanın büyük bir gayret ve aceleyle yapıldığını görünce Rahmetli Fuat İğdebeli* Hoca’nın yıllar önce bizlere anlattığı Medrese duvarlarının yapılış hikayesi aklıma geldi. Bu hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

DUVAR USTALIĞI YAPMIŞ
Fuat Hoca öğretmen olmadan önce uzun yıllar duvar ustalığı yapmış. Hatırladığım kadarıyla 60’lı yılların sonunda Erzurum Belediyesi, Hoca’dan Çifte Minareli Medrese’nin bahçe duvarlarını yapmasını istemiş. Hoca da bunu biraz düşündükten sonra kabul etmiş. Hoca’nın ağzından hikayeyi aktarıyorum;

HAFTALARCA MEDRESEYİ SEYRETTİM

“- Çok düşündüm, karşınızda muazzam bir eser var, onun da duvarı onun gibi olmalıydı. Haftalarca hiçbir şey yapmadan Çifte Minareli Medrese’yi seyrettim. Medrese’nin taşı ne ise duvarının da taşı o olmalıydı. Bunun için taşların nereden getirildiğini merak ettim ve önce bunu öğrendim. Taşlar yaklaşık 30 km uzaklıkta bir köyden getiriliyormuş. Belediye başkanından bu köyden taşların getirilmesini talep ettim. İmkanların kısıtlı olmasına rağmen öküz arabalarıyla haftalarca taş taşıdık.

HORASAN HARCI KULLANDIK

Taşlar tamamdı fakat bu taşların birbirlerini de aynı şekilde tutması gerekiyordu. Ve duvarın büyük bir kısmında Horasan harcı kullanarak taşları büyük bir titizlikle üst üste yasladık. Duvarı yaparken esere olan hayranlığım daha da artıyor, bir o kadar daha titiz çalışıyordum. Bir kaç hafta sürecek iş epeyce uzun sürdü fakat Çifte Minareli Medrese’ye öyle bir duvar yaptım ki, onu incitmedim. “

BURAK KAZAN’IN YORUMU:

Fuat Hoca’nın Duvar’ı Eser’in ömrüyle aynıydı. Fakat plansız şehircilik anlayışı asfaltı asfaltın üstüne atma aşkı(!)Çduvarı yolun hizasına indirdi.
Hikaye yazdıklarımdan çok daha uzun elbette.
Şimdi yapılan duvarı görünce büyük bir üzüntü yaşadım.
Kırmızı tuğlalar eserin önüne yığılmış, estetikten ve uyumdan uzak, bitsin diye alelacel yapılan, modern dünya insanının bir kopyası tamamlanmaya çalışılıyordu. Fotoğrafların ikincisi Fuat Hoca’nın ruhuyla sevdiği ve eliyle koyduğu duvar taşı, bir öncesi ise en fazla on yıl sonra değişecek olan fabrikasyon taşlar.
Büyük eserler, doğasına uyanları kabul eder, uymayanları ise ağır ağır çürütür. O çürüdükçe, diğeri biraz daha büyür, biraz daha büyür ve ihtişamı zamanı aşar.
İşte bunu bilmek biraz olsun rahatlatıyor.
Bizlerin elinden her gün biraz daha acı çeken eserlerden ve sanatkarlarından özür diliyor, “taşı işleyen hem nakkaş hem de Dadaş”ustayı ve onun 750 yıl sonraki temsilcisi Fuat Hoca’yı rahmetle anıyorum.

*Fuat İğdebeli: Erzurum’un unutulmaz resim öğretmenlerinden… 22 Temmuz 1925’te Erzurum’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Erzurum’da tamamladı. 1948 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne kaydoldu. Eğitimine bir süre ara verdi, 1963 yılında çıkan öğrenci affından da yararlanarak mezun oldu. 1973 yılına kadar İstanbul’da yaşadı, çeşitli resim sergileri açtı, sanatsal etkinliklerde bulundu. Erzurum’e dönen ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa Okulu’nda resim öğretmenliği yapan İğdebeli Hoca, 24 Şubat 2015 tarihinde hayata veda etti.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ