$ DOLAR → Alış: 7,93 / Satış: 7,96
€ EURO → Alış: 9,39 / Satış: 9,43

ŞEHRİN TARİHİ HAFIZASINI CANLANDIRMAK

Muzaffer TAŞYÜREK
Muzaffer TAŞYÜREK
  • 14.10.2017

ESKİ FOTOĞRAFLARLA ERZURUM

“HAYATI ileriye doğru kaç sene uzatabiliriz. Sağlık şartlarına uyarak, mesela on on beş yıl daha.. Fakat mademki hayatın uzunluğu hatıraların çokluğundan ibarettir; tarihi iyi öğrenmek suretiyle, hayatı maziye doğru binlerce yıl uzatmak mümkündür.” (Yahya Kemal Beyatlı)

Fotoğraf, hiç şüphe yok ki 19. asrın en önemli buluşları arasında yer almıştır. İnsanoğlunun görme organını taklit etme düşüncesinden yola çıkarak ortaya konan bu icat, “anı yakalama” becerisinden ötürü birçok bilim adamının ve araştırmacının işini kolaylaştırmıştır.

Toplum yaşamının günümüzde, sözden çok görüntüye dayalı olması, görselliği gerekli kılmaktadır.

Şu bir gerçektir ki;  Eğitimde görsellik öğrenmenin kalıcılığı için önemlidir. Anlatılan konunun zihinde şekillenmesi, konuyla ilgili hayal kurdurabilmek önemlidir.

 Eğer öğrenci konu ile ilgili hayal kurabiliyorsa, yani öğrendiğini somut hale getirebiliyorsa bellekte kodlanması kolay hale gelir. Belleğe iyi kodlanmış bir bilgi ise kalıcıdır, kolay kolay unutulmaz.

Bu nedenle derslerde deney yapılması kalıcılığı arttırmakla kalmaz, konuyla ilgili yorumlama yeteneğini de geliştirir. Görsellik öğrenciye hayal kurdurması açısından önemlidir.

Görsellik eğitimde olduğu gibi toplumun her alanın da ve aşamasında  insan için önemli olmuştur.

Tarihin öğrenilmesi ve öğretilmesinde kaynaklar arasında görsel malzemeler hep ön sırayı almıştır.

TARİH BİLİMİNİN KAYNAKLARI

 — Geçmişten kalan ve tarihi olaylar hakkında bilgi veren her türlü malzemeye kaynak (Belge) denir. Tarihi kaynaklar başlıca iki gurupta incelenir. Bunlar:

 — Yazısız Kaynaklar

 — Yazılı Kaynaklar

YAZISIZ KAYNAKLAR

 — Tarih öncesi yani yazının bulunmasından önceki dönemlerin aydınlatılmasında etkili olan belgelerdir.

 — Taş ve madeni araçlar, heykeller kabartmalar, efsaneler, destanlar, arkeolojik kazılarda bulunan kap-kacak, kemer, toka, yüzük gibi süs eşyaları yazısız kaynaklardandır.

YAZILI KAYNAKLAR

 — Yazının icadından sonraki döneme ait yazılı sesli ve görüntülü belgelerdir.

 — Anallar, Fermanlar, kitabeler, paralar, kanunnameler, tabletler, anıtlar, film, video, teyp kasetleri, bilgisayar disketleri ve sesli görüntülü kaynaklar yazılı kaynaklardır.

Geçmişe dönüp baktığımızda, ortalama on beş bin yıldan bu yana duvar resimleriyle karşılaşılmaktadır.

Çivi yazılarının geçmişi ise, yaklaşık iki bin beş yüz yıllıktır. İnsanlar; yedi yüz yıldan beri resim sanatını tanımakta, beş yüz yıldan fazla bir süre ise kitaplara resimler basılmaktadır.

Yüz yetmiş yıldan beri fotoğraf sanatıyla, yüz yıldan fazla 7. sanat olarak taçlandırılan sinema sanatıyla tanışılmıştır.

Son kırk yıldır elektronik görüntüleri, son on yıldır ise sayısal tabanlı bilgisayar görüntülerinin yaşamın her alanını kapladığı görülmektedir.

 İster insan eliyle, ister mekanik veya elektronik bir araç yardımıyla olsun, imgeler içlerinde daima anlam veya anlamları barındırmışlardır.

 Bu anlamlar imgelere, üreticileri tarafından üretildikleri anda veya daha sonra yüklenmiştir. Bu yüklenen anlamlar ise, alıcıları tarafından farklı boyutlarda algılanmış ve okunmuştur.

Bu imgeler içerisinde Fotoğrafların yeri şehir tarihi açısından bence çok önemlidir.

Yaklaşık 2 asırdır hayatımızda yer edinen Fotoğraf, artık günümüzde teknolojinin de desteği ile çok fazla kullanım alanı bulmuştur.

Fotoğraflar tarihin yazımı ve yorumlanmasında önemli objeler olarak yerini almıştır.

Mesela bir fotoğraf tutkunu olan Sultan II. Abdülhamid, oluşturduğu ve dünyanın en büyük fotoğraf koleksiyonu olan Yıldız Albümleri’ni oluşturmak için devrin önemli fotoğrafçılarını kullanmıştır. Tüm Osmanlı coğrafyasına ve dışına gönderilen fotoğrafçılar, birçok şehri ve objeyi fotoğraflayarak Sultan’ın huzuruna çıkmışlardır. Ve biz bugün o fotoğraflardan yola çıkarak şehir tarihlerini yazmada önemli ipuçları yakalama şansına sahibiz.

Erzurum veya Türkiye’nin herhangi bir şehrinin tarihini yazarken elimizde bulunan sararmış, kırılmış, bir kenarı kopmuş bir fotoğraf bazen önümüze çok farklı boyutlar açabilmektedir.

Günümüzde fotoğraf güzel, ortak beğenilere hitap eden bir eser ortaya çıkarma ve bu eserin kitlesel paylaşımı konusunda en geniş katılımın sağladığı gibi, albümler arasında, arşivlerde kalmış olan bir fotoğraf bir şahsın, bir ailenin, bir mekânın, evin, mahallenin, kasabanın, şehrin nereden nereye geldiğini nasıl değiştiğini, neleri yok ettiğimizi, nelerin kaybedildiğinin ipuçlarını bizlere vermesi adına çok önem arz etmektedir.

Erzurum’da başlatmış olduğumuz ve geniş kitleler ulaşan, ortak bir şehir bilinci uyanmasına vesile olan ESKİ ERZURUM FOTOĞRAFLARI faaliyeti ülkenin ve hatta dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan hemşerilerinde kilometrelerce uzaklarda olsalar da şehirlerini hatırlama adına, şehirleri için endişe duyma ve şehir hafızsın uyanması bakımından önemli bir etkinlik olmuştur…

Konuya açıklık getirmesi açısından etkinlik için misafir olduğumuz Konya’mızdan başlamak üzere bazı fotoğraflara baktığımızda şehrin nereden nereye geldiğini görsel olarak izlememiz ve yorumlarda bulunmamız mümkün.

Sadece tarihi mekânlar değil ulaşım araçları veya aile fotoğrafları, okul fotoğrafları, asker, esnaf, memur fotoğraflarından sosyal değerlendirmeler yapmamız, geçmişle günümüzün mukayesesini yapmak, geleceğe miras bırakmamız mümkündür.

Şehrin eski fotoğraflarına bakan bir kişi hem bir şehrin hem ülkenin nerelerden nereye geldiğini, nasıl bir değişim yaşandığını fark edecek,  farklı değerlendirmelerde bulunacaktır.

“ESKİ ERZURUM FOTOĞRAFLARI GURUBU, Erzurum’da şehir bilincinin uyanmasına nasıl katkıda bulundu?” diye sorulabilecek bir soruya birkaç eski fotoğraf değerlendirmesiyle şöyle cevap vermek mümkün.

Eski Erzurum fotoğraflarına bakan kişiler şimdilerde Cumhuriyetin ilk yıllarından başlamak üzere sorumluları sorguluyorlar. Kentsel dönüşüm denilince durup düşünüyorlar. Tarihi binaları kim niçin yıkmış diye soruyor, soruşturuyor, sorguluyorlar. İnsan Erzurum’da ki Halk evi (Eğitim Merkezi) örneğinde olduğu gibi mimari bir özelliği olmasa da bir binanın binlerce hatıraya ev sahipliği yapması nedeniyle yıkılmasına isyan ediyorlar.

Çünkü yıkılan, yok edilenler eskimiş birkaç bina değil, yok edilen hatıralar, silin hafızalardır.

Yaşı belli bir yere gelmiş insanlarımızın birçoğu o binada sahneye çıkmış, şiir okumuş, müsamere sergilemiş, konferans vermiş, bar oynamış, türkü dinlemiş.. Bu binanın yıkılmasını anılarının yıkılması olarak görüyorlar. Sorguluyorlar.

Bu açıdan şehirlerin eski fotoğrafları şehrin hafızsının yenilenmesi adına yerel yönetimlerce toplanıp, değerlendirilip, albüm olarak yayınlanmalıdır. Geçmişten günümüze bir tarih koridoru oluşturulmalı, nereden nereye gelindiği topluma sergilenmelidir.

Eski Erzurum Fotoğrafları çığırını Erzurum’da başlatan Metin Diler, Murat Türker Tüfekçi gibi isimlere bu açıdan minnet boröluyuz. Murat Türker Tüfekçi’nin erzurumarsivi.com sitesinde binlerce fotoğraf sergilenmektedir. Metin Diler bugün hala daha İstanbul mezatlarına katılmakta, sahaflardan Eski Erzurum Fotoğrafları toplamaktadır.

Bugün sanal ortamda Erzurum sitelerinde veya şahıslar adına isim vermeden paylaşılan(Ve hatta çok etik olmayan bir şekilde bu insanların isimleri silinerek şahısların kendilerine mal ettikleri) fotoğrafların çok büyük çoğunluğu bu insanların gayretleriyle ortaya çıkarılmış ve sergilenmiştir. Kendilerine  Erzurum adına teşekkürler ediyoruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ