$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

TARİHİ REZALET!

Süreyya ÇARBAŞ
Süreyya ÇARBAŞ
  • 01.12.2016

ERZURUM’UN`un simgesi olan Çifte Minareli Medrese`de restorasyon çalışmaları tamamlandı.

İstanbul`dan gelen 5 kişilik bilim heyetinin öncülüğünde, 5 yıl süren çalışmalar sonucu ortaya bir “UCUBE” çıktı!

İnanmayan gidip görsün.

Şehrin orta yerinde işlenen bir cinayete,

Bilim adına utanç sayılacak bir rezalete herkes tanık olsun.

Geçmişine sahip çıkan, geleceğine önem veren her ülkede olduğu gibi,

Tarihi yapıları onarmak ve güçlendirmek amacıyla restorasyon projeleri hazırlanır.

Ancak bir eski esere yapılacak müdahalede yapının tarihi kimliğini yitirmemesi esas alınır.

Bunun için restorasyonda her zaman özgün yapım yöntemleri ve şartlara uygun malzeme kullanımı tercih edilir.

Çifte Minareli Medrese`nin restorasyonunda bu kriterlerin hiçbiri dikkate alınmamış. Şöyle ki;

  • Medrese içindeki talebe odalarının (hücre) bir kısmının duvarları kireç badana ile sıvanmış ve otantiği bozulmuş. ( yapılan yanlış sonradan fark edilmiş olacak ki sol tarafta kalan odaların duvarları derzle doldurulmuş ve orijinal doku muhafaza edilmiş)
  • Kolonlar arasındaki hatılların üzerine kuşların konmasını ve kirlenmeyi engellemek için çiviler çakılmış. (Kimya sanayisinin bu kadar geliştiği bir dönemde başka bir önlem alınamaz mıydı?)
  • Medrese içindeki türbenin üzerinde bulunan ve Ruslar tarafından götürüldüğü söylenen kapının söve ve duvarları onarılmamış. Buraya akla ziyan bir cam kapı ve bölme yapılmış. Üstüne bir de kilit asılmış.
  • Yağmur tahribatını önlemek için enteresan bir çözüm düşünülmüş. Duvarlara içeriden ve dışarıdan sık aralıklarla krom oluklar döşenmiş. Estetik özenden uzak olan bu uygulama medresenin ihtişamına gölge düşürmüş. (yağmur suyunun tahliyesi için az sayıda oluk göze batmayacak şekilde monte edilebilirdi)
  • Medresenin arkasına dışarıdan bir güneşlik yapılmış. (görüntü kirliliğinden başka neye yaradığı belli değil)
  • Girişe kırık dökük bir bilgi masası konulmuş. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan bilgi masasında İlhanlı dönemine ait medrese Selçuklu eseri olarak gösterilmiş.
  • Çevre düzeni yapılmamış.
  • Günümüz teknolojisinden uzak basit bir aydınlatma yöntemi tercih edilmiş.

Ayrıca rehberlik hizmetinin ıska geçildiği, genel güvenliğin gözardı edildiği medresede sadece minarelerin restorasyonu aslına uygun olarak gerçekleştirilmiş.

“Dere ıssız tilki bey”

Bu özdeyiş Erzurum`un şimdiki haline çok uygun.

Aklına esen istediğini yapıyor.

Nasıl olsa dur diyen, hesap soran yok.

Restorasyon ve kentsel dönüşüm adı altında şehrin ruhu yok ediliyor, hafızası siliniyor.

Kimin umurunda?

İlgililer ilgisiz,

Sivil toplum örgütleri hareketsiz,

Ahali sessiz,

Erzurum sahipsiz.

Tarihte birçok istilaya maruz kalan Erzurum`u son olarak Ruslar işgal etmiş, kendilerinden sonra meydanı Ermenilere bırakarak gitmişlerdi.

Erzurum`da akıl almaz vahşete imza atan, ortalığı yakıp yıkan gözü donmuş Ermeni çeteleri bile Erzurum`a bu kadar kıymamıştı.

Şimdi biz, kendi ellerimizle hem de milyonlarca lira harcayarak bu güzelim şehri bütün değerleriyle birlikte tarumar ediyoruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Prof.Dr.Recai ÇINAR dedi ki:

    Erzurum’un önemli simgelerinden biri olan Çifte Minarelere reva görülen hoyratlıklara çok üzüldüm. Bütün Türkiye’nin ortak kültür varlığı olan bu tarihi esere-mirasa fütursuzca yapılan bu haksızlığı kınıyorum. Konuyu büyük bir duyarlılıkla gündeme taşıyan yazara da teşekkür ediyorum. Bu denli önemli konularda Vilayet, Belediye, Üniversite ve sivil toplum örgütleri arasında gerekli işbirliğinin olmaması da ayrı bir üzüntü kaynağı olmuştur.

  2. Prof.Dr.Recai ÇINAR dedi ki:

    Bildiğim kadarı ile Atatürk Üniversitesinde çok iyi yetişmiş değerli bilim adamları varken, “İstanbul’dan gelen beş kişilik bilim heyetinin öncülüğünde” üretilen muhteşem! fikirlere örneğin; orijinal hatıllara, kirletmemeleri için çiviler çakılarak kuşlarla mücadele yöntemi, yapılan cam kapı ve bölmeler vs. takdire şayandır. Kuşkusuz “bilim heyetinin” bu iyilikleri! unutulmayacaktır.

  3. Prof.Dr.Recai ÇINAR dedi ki:

    Atatürk Üniversitesinin ve ilgili bilim adamlarının (arkeolog, tarihçi gibi) ilgisiz ve duyarsız kalacaklarına ihtimal vermiyorum. Haberdar olunsaydı, böylesi üzücü bir sonucun olmayacağını düşünüyorum. Maalesef, benzeri yanlışlıklar Kars’taki taş binalara da yapılmıştır. Kara taşlar sıvanmış, yağlı boyalarla boyanmış, bazı orijinal mütemmimler sökülmüş, yok edilmiş.

  4. Prof.Dr.Recai ÇINAR dedi ki:

    Son olarak da “İstanbul’dan gelen beş kişilik bilim heyetine” Eser Koruma adında bir bilim dalının olduğunu ve ilgili ve yetkililere de “şûra” diye önemli bir kavramın olduğunu hatırlatmak isterim. Herkese esenlikler diliyorum.

YORUM YAZ