$ DOLAR → Alış: 5,78 / Satış: 5,80
€ EURO → Alış: 6,69 / Satış: 6,72

ÜÇ ARKADAŞ

Öztürk AKKÖK
Öztürk AKKÖK
  • 16.05.2018

BUGÜN Ramazan-ı Şerif’in ilk günü.

On bir ayın sultanı Oruç Ayı’nın, tüm İslam Alemi’ne hayırlar getirmesini, akan kana, gözyaşına ve yaşanan acılara son verecek gelişmelere vesile olmasını gönülden diliyorum.

***

Şiddetin, zulüm ve acının hüküm sürdüğü, zalimlerin mazlumları alçakca, şerefsizce ve de acımasızca ezdiği, bebeleri katledip, yürekleri dağladığı şu “beş para etmeyen dünyada”, biz ülke olarak seçime gidiyoruz.

***

Rabbim bu ülkenin, bu milletin, bizlerin, çocuklarımızın geleceği adına ne takdir ediyorsa, hakkımızdan hayırlısı neyse onu nasip etsin.

***

Şurası gerçek ki, kaderden kaçılmıyor.

***

Siz ne yaparsanız yapın, hangi önlemi alırsanız alın, sonuçta takdir geliyor, tedbiri bozuyor.

Yani hep O’nun dediği oluyor, ne dilemiş ise anında yerine geliyor.

***

Kün feyekün!

“Ol” dediğinde oluyor, “öl” dediğinde ölüyoruz.

***

Anlayacağınız, dün ya da bugün ve hatta şu an olduğu gibi, yarınlarda da yine O’nun dediği olacak, bizim için ne dilemiş, neyi (inşallah) hakkımızdan hayırlı görmüşse, o yerine gelecek.

***

Bize düşen, iyiniyetle, hulûsü kalple çalışmak ve en iyiye, en güzele, en doğruya elimizden geldiği kadarıyla ulaşmaya gayret göstermek.

Bu doğrultuda; vatana, millete, memlekete hizmet amacıyla yola çıkan her kim varsa, hepsine gönülden başarı diliyorum.

***

Erzurum olarak son yıllarda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.

***

İster geçim sıkıntısından deyin, ister çocuklarının daha iyi eğitim alma kaygısından, ister işsizlikten, ister emeğin karşılık bulmamasından…

Yani, ne derseniz deyin; çok türlü sebep nedeniyle Erzurum boşalıyor, insanlar “kaçarcasına” memleketi terkediyor, başka diyarlara çokca da mecburiyetten yelken açıyorlar.

***

Diyorum ki;

Beyin ve sermaye göçünün ciddi yaralar açtığı, devletin kıt kaynaklarının fütursuzca savrulduğu, yüksek makamları işgal eden bürokratların keyif çattığı Erzurum’da, acaba Vahit Bingöl gibi, gecenin yarısında “Sel gelmiş, vatandaş perişan… Sen nasıl yatağında rahat uyuyorsun” deyip, ayağı kaldırdığı müdürleri afet bölgesine gönderen, hava kirliliğini, okulların eksiğini, hekimin, hakimin yokluğunu kendine dert edinen, “yatırımlardan en çok payı benim memleketim almalıdır” deyip, kendini paralayan bir il başkanı (Anavatan) olsaydı…

***

Ya da, o etkin makamlardan birinde; dik duruşundan taviz vermeyen, milli her meselede öne atılan, yanlışa, ne pahasına olursa olsun “yanlış” deme yürekliliği gösteren, temsil ettiği Ülkücü – Milliyetçi Camia’nın adına yakışan tavrı ile kitleleri harekete geçiren, hakkı göz göre göre gasp edildiğinde, Yunus misali dağlara çekilen, isyanı yalnızlığa, haykırışı suskunluğa, gönül kırmayı kırılmaya, incitmeyi incinmeye tercih eden bir Zekai Kaya oturuyor olsaydı, kim memlekete “boşver”ci gözle bakar, kim “adaam sende!” deyip, soruna, sıkıntıya sırtını dönebilirdi?

Haddine mi olurdu kimsenin!

***

Bileni az da olsa vardır, ama bilmeyenler için söylemek gerekirse;

MHP İl Başkanı olduğu gençlik yıllarında, çok daha toy, çok daha tecrübesiz olmasına rağmen, çevresi “ateş çemberi” ile sarılı Erzurum’a bir kıvılcım sıçramaması için ciddi gayretler gösteren, hain saldırılarla şehit kanlarının oluk oluk aktıtıldığı günlerde, tahriklere kapılarak Mahallebaşı’na yürümek isteyen öfkeli kalabalıkların önünü, bugün yokluğu çok daha fazla hissedilen, yerini memleket olarak dolduramadığımız Naim Hoca (Gölleroğlu) ile birlikte kesen ve ciddi olayların yaşanmasını önleyen, milletvekili seçildikten sonra da aynı çizgisini koruyan bir Cezmi Polat olsaydı…

Erzurum, sosyal ve ekonomik yönden geriler, bu hallere düşer miydi acaba?

***

“Sevdaları bir, ülküleri aynı, yürekleri Erzurum için çarpan iz bırakmış 3 il başkanı”, bugünlerde İYİ Parti’den milletvekili aday adayı olarak yola çıkmış, önemli bir göreve talip olmuşlar.

***

Onlar gibi, aynı yolun yolcusu çok aday adayı var memleketin.

***

Topu topu 6 milletvekilliğine talip 200 kadar belki daha fazla insan!

Çoğusu da Ak Parti’den.

***

İçlerinde tanıdıklarımız, iyi niyetlerinden asla şüphe duymadığımız, bir görev verilmesi halinde, verilecek o görevi “mevcutlardan çok daha iyi, çok daha güzel” yapabileceklerine inandığımız esnaf kesiminden, bürokrasi dünyasından, hukuk camiasından ve de “çekin, senedin ne demek olduğunu iyi bilen” iş dünyasından yığınlar var.

***

Keşke gönlünden gerçekten memlekete hizmet etmeyi geçiren, taklayı “mevki ve makam hırsı” için değil de, milletin kör kuruşuna zarar gelmemesi adına atan o insanların hepsine birer görev takdir edilse!

***

Elbet böylesi bir durum mümkün olmayacağına göre, bize düşen, kendi ölçülerimiz doğrultusunda en doğru ismi ya da isimleri seçip, Meclis’e göndermek.

***

Öncelikle de “ainesi iştir kişinin” deyip, aday adaylarının yaptıklarına ve yapacaklarına bakmak…

***

Siyasetçilerin en çok sarfettiği sözlerden birisi, “yaptıklarım, yapacaklarımın teminatı” cümlesidir.

Bu söz, öylesine sıradan siyasetçiler tarafından öylesine sıklıkla tekrar edilir oldu ki, bu güzel ve anlamlı söz, artık çoğu insan için “lakırdıdan” öte bir anlam ifade etmiyor.

***

Ama sözün gerçek değerini verenler açısından; yapılanlar, yapılacak olanların gerçekten teminatıdır.

İşte o üç arkadaş, dünün üç il başkanı Erzurum için birer teminattır, varlıkları bu memleket için birer sigorta niteliğindedir.

***

Böyle der, böyle görürüm ben.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ