Dolar 18,6371
Euro 19,6560
Altın 1.077,61
BİST 4.898,55
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 3°C
Çok Bulutlu
Erzurum
3°C
Çok Bulutlu
Sal 3°C
Çar 5°C
Per 5°C
Cum 5°C

ERZURUM DA HIDRELLEZ

ERZURUM DA HIDRELLEZ
6 Mayıs 2017 20:43
HIDIRELLEZ; 6 Mayıs günü, Türk İslam geleneğine göre mesire yerlerine gidilerek kutlanan bayramın adıdır.  Bu kelime Hızır ile İlyas isimlerinin halk arasında şekil değiştirmesinden meydana gelmiştir.
Hızır ile İlyas ölümsüzlüğe ermiş iki peygamberdir.
Bunlardan Hızır karaların, İlyas denizcilerin koruyucusudur.
Efsaneye göre bu iki peygamber 6 Mayıs yani hıdrellez günü buluşup görüşmüşlerdir.
O gün bayram olarak kutlanır.
“Ruz-ı Hızır”; 6 Mayıs’tan başlayıp 7 Kasım’a kadar süren toplam 186 güne denir.
Türk dünyasında farklı adlar ve uygulamalarla kutlanan Hıdrellez kışın bittiğini yazın başladığını haber veren takvime bağlı bir geçiş döneminin törenlerle kutlandığı bir gündür. Bu bakımdan halk kültürü açısından ihmal edilemeyecek bir törenlerle ilgili olarak karşımıza çıkmaktadır. Hunlar ve Göktürkler senenin beşinci ayında büyük bir bayram yaparlardı. Mayıs ayında yapılan bu dönemde kurbanlar kesilir, at yarışları düzenlenir, şarkılar söylenirdi. Eski Türk Kültüründe var olan bu bahar yaz törenleri İslamiyet’in kabul edilmesinden sonra Kuran’da, Hz. Hızır’a atfedilen ayetlerle desteklenmiştir.
Zaman içerisinde Hıdrellez adını alan bu şenlikler, Türk’ün benliğinde asırlardan beri yaşamaktadır. Türk Kültüründe derin izleri bulunan ve asırlar içinde kendi hususî şartlarında gelişip zenginleşerek devam ede gelen bu Hıdrellez’in temelinde, kışın sona erip baharın başlamasıyla, tabiatın canlanması karşısında duyulan sevinç yatmaktadır.
Erzurum çevresinde Hıdrellez geleneğine bakıldığında daha 20–30 yıl öncesine kadar çok coşkun bir şekilde kutlanan Hıdrellez’in günümüzde artık giderek eski canlılığı ile kutlanmadığını, belli kalıp uygulamalarla kutlandığı görülmektedir.
Hıdrellez Erzurum dışındaki Erzurumlular tarafından da bulundukları yerlerde sınırlı uygulamalarla kutlanmaktadır.
Bu kutlamaların en dikkati çekenleri İstanbul’da Çamlıca Korusu ve Ankara’da Söğütözü mevkiinde “Erzurum Günü” adı altında yapılan eğlencelerdir.
Bu eğlenceler de öz itibariyle Hıdrellez özelliği taşımaktadırlar.
Erzurum’da çok uzun bir kış dönemi geçiren Erzurumlular Ruz-i Hızır (yeşil gün) olarak da adlandırdıkları Hıdrellez gününü heyecanla bekler ve coşkunluk içinde kutlarlar.
Erzurum ahalisinden yaşlıların anlattıklarına göre, eskiden, Hıdrellez günü gelmeden çok önce ev temizliğine başlanır ve hanedeki her şey baştan sona kadar elden geçirilerek temizlenir.
Hıdrellez gününe hiçbir iş bırakılmaz.
O gün ev işi yapılması uğursuzluk sayılır.
5 Mayıs günü Hıdrellez eğlencelerinin hazırlığının yapıldığı gündür.
Eğlencelerin yapılacağı yerler önceden tespit edilir.
Çadırlar kurulur ve eş, dost, konu komşu, hısım akraba haberdar edilir.
O gün herkes erkenden kalkıp kırlara gider veya evin düz bacasına çıkar.
Eski Erzurum evlerinin bacaları çatısız ve toprak olduğu için erkenden yeşerir ve mevsimin ilk yeşilliği bacalarda görülür.
Hıdrellez kutlamalarını yapıldığı yerler olarak bacalar ilk akla gelen yerlerdir.
Hıdrellez günü şehir halkı Abdurrahman Gazi Türbesi Sultan Sekisi, Boğaz ve Köşk gibi mesire yerlerine gider.
Bu yerlerin dışında Hasankale ve İstanbul yolu üzerinde ağaçlı, sulu ve yeşillik yerler, Tortum ilçesinin bahçeleri de tercih edilirdi.
O gün kutlamaların yapıldığı her yerden semaver dumanları yükselir, demli çaylar içilerek yarenlikler yapılırdı.
Erzurum şehir merkezindeki önemli mesire yerlerinden Köşk’ün dört bir yanına serilen kilimler hasırlar ve kurulan çadırlarda fakir zengin her tabakadan insan bir araya toplanır ve kaynaşırlar. Hanımların önceden hazırlayıp getirdikleri kete, çörek, baklava, börek, et kavurma, yumurta, civil peynir ve taze lor gibi yiyeceklerle ortak sofralar kurulur.
Hıdrellezde yeme içmenin yanında eğlence de ihmal edilmez.
Davul-zurna eşliğinde bar oynanır.
Dadaşlar Hıdrellez gününde doyuncaya kadar bar oynarlar.
Barlara katılmayanlar oynayanları seyrederler.
Ayrıca at yarışları, cirit müsabakaları düzenlenir, güreş karşılaşmaları koltaşı atma ve gülle kaya yarışmaları yapılır.
Bunun dışında teneke, tepsi veya tabla çalarak türkü söyleyip eğlenenler de vardır.
Kadınlar kendi aralarında mani söylerler.
Ortaya atılan mendil, yazma, eşarp veya başörtülerini tecrübeli bir hanım toplar ve oturduğu minderin altına koyar. Daha sonra bu eşyalardan birini rast gele seçip alarak sahibi için bir mani söyler.
Mani söyleyen hanım yörede söylenen manileri okuduğu gibi, irticalen şahsa ve mekâna uygun yeni maniler de düzebilir.
Çocuklar ve gençler de kendi aralarında özellikle yöreye has oyunlardan aşşık-eneke, koza-lebbik, itti-bitti [saklambaç], kız taklası, birdir bir, hamamcının eşeği, uzuneşek, ip çekme, gibi oyunlar oynayarak eğlenirler. Birlikte geçirilen bu güzel gün, akşam karanlığına kadar sürer gider.
Erzurum’da Hıdrellezle ilgili belli başlı uygulamaları şu şekilde sıralamak mümkündür;
Erken kalkma; O gün Hz. Hızır’ın erkenden bütün evleri dolaşacağı ve bereket getireceği inancı yaygındır. Hz. Hızır geldiğinde yatanların bundan nasiplerini alamayacaklarına inanılır. Temizlik yapma; Hıdrellez temizliğine bir hafta önceden başlanır ve Hıdrellez gününe hiç bir iş bırakılmaz O gün ev işi yapmak iyi sayılmaz.
Şafak vakti akarsuda yıkanma: 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gecenin sabahında akarsuda nur aktığı inancı vardır. Bu suya girenlerin vücutlarının nurlu olacağı ve hasta ise şifa bulacağı inancı yaygındır.
Kaplıcada yıkanma; Hıdrellez günü çevrede bulunan Ilıca, Hasankale, Soğukçermik, Akdağ, Delice ve Çoban Dede çermiklerinde (kaplıcalarında) yıkananların hastalıklarına şifa bulacaklarına inanılır.
Şafak vakti çiğ damlası toplama; Hıdrellez günü şafak vaktinde ot yapraklarının üzerinde biriken çiğ damlalarının bolluk ve bereket getireceği inancıyla toplanır ve yoğurt veya hamur mayasına katılır. Toplanan çiğ, daha doğurgan olmaları için evcil hayvanların üzerine de serpilir.
Tuzlu çörek; Hıdrellez günü niyet eden kısmeti açılmamış erkek ve kızlar oruç tutarlar. İftar için hazırlanan yemekler özellikle oldukça tuzlu olarak hazırlanır. Bu yemeklerin arasında özellikle tuzlu “gılik” veya “gugul” denen kalın, yassı fakat uzun veya yuvarlak bir ekmek pişirilir. Oruç tutanlar iftarı bu tuzlu ekmekle açar. İftardan sonra çay veya su içmeden tuzlu ekmeğin verdiği hararetle yatan kişinin gece uykusunda rüyasına girecek kız veya erkeğin kendisine su ikram etmesiyle kısmetinin açılacağına inanılır. Tuzlu çöreği yiyip yatan kişi uyumadan önce dilekte bulunur.
Bahar ve Yaz günleriniz sağlıklı, mutlu, bereketli olsun.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.