$ DOLAR → Alış: 18,44 / Satış: 18,51
€ EURO → Alış: 17,76 / Satış: 17,83

GÜLLÜLÜ VE BİR SU HİKAYESİ

GÜLLÜLÜ VE BİR SU HİKAYESİ
  • 20.04.2021
ERZURUM‘un henüz “büyükşehir” unvanını alıp da inişe geçmediği, belediyenin çoğu pek de işe yaramayan daire başkanlıkları ile dolmadığı, o başkanlıkların yetersiz ve yeteneksiz çoğu insana “saltanat kayığı” haline getirilmediği, siyasetin değil, liyakatin hizmete egemen kılındığı, ahalinin yüzünün güldüğü, dostluk ve arkadaşlık bağlarının çürük balya ipi gibi dayanıksız olmadığı, Cumhuriyet adının ayrıcalık kattığı caddenin cıvıl cıvıl görüntü verdiği yıllarda Belediye Başkanı seçilmişti Necati Güllülü…
*
Ülkü Ocakları’nda yetişen, Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) bir dönem il başkanlığı yapan Necati Güllülü, Erzurum Belediye Başkanı olarak hizmet verdiği yıllarda, ılımlı, Anavatan ekolüne uygun bir yol izledi. Kendine özgü davranışı, çıkışı, tatlı sert tutumu ile kendini siyaset camiasına kabul ettiren Necati Güllülü ile tanışıklığımız o döneme rastlar.
*
Kavgadan, dövüşten, sertlikten yana olmayan; merhamet yumağı ile sarmalanmış bir yufka yüreğe sahip olduğu zaman içinde daha iyi anlaşılan Necati Güllülü ile, çok genç bir gazeteci olarak bazen “ağabey kardeş” yumuşaklığında, çoğu zaman da “geçimsiz gelin kaynana” ilişkisine benzer bir yaklaşımla karşı karşıya gelmişliğimiz vardır.
*
Necati Güllülü’nün Belediye Başkanlığı ile benim gazetecilikte filizlenmeye başladığım, Hürriyet’in de Erzurum Matbaası’nı faaliyete geçirdiği ve “bölge sayfası” oluşturduğu dönem, aynı yıllara rastlar.
*
Erzurum açısından bir büyük prestij yatırımı olarak gördüğüm, sonrasında başka gazete (Tercüman, Türkiye, Zaman) matbaalarının da Erzurum’da kurulmasına ön ayak olan Hürriyet’in o tek yapraklık bölge sayfası, haber açlığı çeken insanların ihtiyacını gidermeye yetmiş, gazetenin tirajı şehir içinde 10 bine ulaşmıştı. Bu, hiçbir gazetenin ulaşmak bir yana, yanından geçemeyeceği bir rakamdı. Bugün Hürriyet’in Erzurum’da 200 gazete bile satamıyor oluşu, 10 bin tirajın ne anlama geldiğini ortaya koyar.
*
Zannedersem yıl 1985… Erzurum’da her eve bir Hürriyet’in girdiği yıllar. Benim açımdan iletişim fakültesinden çok öte bir değere ve öneme sahip Hürriyet’te, Kadir Sabuncuoğlu yönetiminde, arı gibi çalışarak haber üretiyor, gazetecilik yapıyor, gündem oluşturuyor, halkın sıkıntısını, kentin sorunlarını gündeme taşıyor, takip ediyor, sonuçlandırmaya çalışıyorduk.
*
Eşi, yengemiz koah hastası olduğu için, hayatın rotasını Batı’ya çevirmek zorunda kalan ve Balıkesir’in Akçay İlçesi’ne yerleşen Süreyya Çarbaş ağabeyinin Haber Müdürü olarak koordine ettiği ekibin içinde yer alan bir muhabirdim. Her sabah çantamı sırtlanıyor, sokağa çıkıyor akşama doğru çok sayıda şehir haberiyle geri dönüyordum.
Bazen de Süreyya ağabey ile birlikte hareket ediyor, ya bölgeye çıkıyor, ya da şehirde seri haberlere ortak imza atıyorduk.
*
Bir Ramazan ayında Erzurum’un mahallelerini mercek altına aldık. Semt semt, mahalle mahalle dolaştık, dert dinledik. Ben fotoğraf çekiyordum, Süreyya ağabey de vatandaşla söyleşi yapıyordu.
*
O gün de Şehitler Mahallesi’ni, mahallenin su sıkıntısı yazmıştık. Büromuz o yıllarda Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Ünlüsoy İşhanı’nın üst katındaydı. Öğleden sonraydı. Hatta gün akşama yönelmişti. Kadir ağabey ile Süreyya ağabey, mutat Cumhuriyet Caddesi turuna çıkmıştı, ben büroda yalnızdım.
*
Telefon çaldı, ahizeyi kaldırdım çok öfkeli bir ses tonuyla Necati Güllülü karışımdaydı, “Ola ne yazmışsız
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ