$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,95 / Satış: 8,98

ERZURUM GÜCÜNÜ VE ÖZELLİĞİNİ KAYBETTİ

ERZURUM GÜCÜNÜ VE ÖZELLİĞİNİ KAYBETTİ
  • 17.12.2020

UZUNCA bir süre ara verdiği aktif siyasete, DEVA Partisi Erzurum İl Başkanlığı görevini üstlenerek hızlı bir dönüş yapan, üstlendiği görevin hakkını da vermeye başlayan ve kısa zamanda partisi içinde parmakla gösterilir hale gelen A. Vahit Bingöl, “kısa zamanda çok önemli işler yaptık” dedi, hem yaptıklarını ve hem de Erzurum ile ilgili düşüncelerini erzurumdanhaberler’e anlattı, “Bu şehir hem liderlik vasfını, hem sosyal ve hem de ekonomik gücünü kaybetti. Bir türlü toparlanamıyoruz. Bu sıkıntıları çözmek için mutlaka çareler üretilmeli, radikal adımlar atılmalı” diye konuştu.

Pelit Meydanı’nda oluşturdukları il binasında, erzurumdanhaberler’e özel bir değerlendirme yapan DEVA İl Başkanı Vahit Bingöl, ay sonunda Ankara’da yapılacak olan büyük kongre sonrası kolları sıvayarak sistemli bir çalışma başlatacaklarını, gençlik kolları, kadın kolları ve ilçe yönetimleriyle dört bir yana dağılarak halka ulaşmayı planladıklarını söyledi.

ERZURUM ÇOK GERİLERE DÜŞTÜ

Bir zamanlar ülkenin en popüler, en hareketli, bir o kadar da saygın şehirlerinden birisi olan Erzurum’un, bugün o popülaritesini yitirdiğini, sosyal ve ekonomik anlamda çok gerilere düştüğünü, göç nedeniyle hem beyin ve hem de sermaye kaçışını bir türlü engellenemediğini belirten A. Vahit Bingöl, “Son yıllarda Erzurum çok kan kaybetti, lider olma özelliğini yitirdi, merkez kent olma özelliğinden hızla uzaklaştı, sıradanlaştı, aynı kulvarda olmaması gereken küçük illerin bile gerisine düştü” dedi. Başkan Bingöl, “Erzurum’un en önemli sorunu ne?” sorusuna şu cevabı verdi:

SORUNLAR OLDUKÇA FAZLA

“- Erzurum’un birden çok sorunu var. Ama en önemlisi, sorunların teşhisi. Teşhis doğru olmayınca tedavi de doğal olarak yanlış yapılıyor, iyiye doğru bir gidiş beklenirken, durum daha da kötüye varıyor. Erzurum için, Doğu Anadolu için hep hayvancılık merkezi dendi, hayvanlar ithal edildi, besi merkezleri kuruldu, özel et kombinalarına büyük paralar harcandı. Şimdi ne o kesimhanelerden ne bir iz kaldı geriye, ne besicilikte istenilen sonuç alınamadı, ne de köyden kente göçün önüne geçilemedi. Bu yanlışı hep beraber yaptık. Aslında bu bölge, ister iklim dezavantajı deyin, ister yem bitkilerinde verim düşüklüğü, isterse de büyük pazarlara olan uzaklığını gösterin; hayvancılığa çok da elverişli bir bölge değil… Meralarımız daha çok küçükbaş hayvancılık için ideal. Onu da yapan yok. Burası nasıl hayvancılık bölgesi ki, cağ kebabının eti başka şehirlerden geliyor. Süt deseniz yine öyle, yani yetersiz. Erzurumda yoğurt, yağ, peynir üretimi çok az.bu azlık da kalkınmaya etki etmiyor, çekici bir güç oluşturamıyor. Bu yüzdendir ki, kalkınamadığımız gibi, günden güne de geri gidiyoruz. Burdan hareketle şunu söylemek lazım: Erzurum mutlaka kendini gözden geçirmeli, günün şartlarına uygun, rekabetçi ortama ayak uyduracak yeni stratejiler belirlemelidir. Aksi takdirde geri gidiş daha da hızlanarak devam edecektir. Bir Büyükşehir statüsüne sahi il düşünen ki, ilçeden dönme şehirlerin gerisine düşmüş. Bunun böyle devam etmesi mümkün değil.”

İNSANLAR RESMEN KAÇIYOR

Erzurum’un önemli açmazlarından birisini de “giderek büyüyen göç sorunu” olarak gösteren Başkan Bingöl. Erzurum bu sorunun önüne bir türlü geçemediğine dikkati çekti. “Bu şehrin kültürü ile biçim almış insanlar resmen kaçıyor?” diyen Vahit Bingöl, “Sorunlar bohçasını şöyle bir açarsak, ortaya neler saçılır ve siz bu tablo için neler söylersiniz?” sorusu için de şunları söyledi:

“- Erzurum’un nüfusu 20 yıl kadar önce bir milyonu bulmuştu. Rakam şimdi 700 binler seviyesinde. Bu memleketten aslında 300, değil 500 bin insan göçüp, gitmiş. Bölge illerinden buralara; yaşam biçimi, kültürleri farklı 200 bin kadar insan gelmiş, yerleşmiş. Hal böyle olunca da sanki kayıp 300 binmiş gibi gözüküyor. Ama öyle değil. Şehri yönetenlerin, üniversitelerin, bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının bu konuyu mutlaka gündemlerine almaları ve çözüm yolları bulmaları gerekiyor. Öyle kulağa hoş gelen, içi boş süsülü laflarla, sonuç getirmeyen cazibe merkezleri projeleri ile bir yere varmak mümkün olmadı, olmuyor. Göçü önlemek için hükümetler paketler açıyor, o paketin içine yığınla il sokuşturuyorlar. Böyle olunca da sonuç alınamıyor. Belki gelir adına bir benzerlik, bir düşüklük var ama, insanlar farklı, alışkanlıklar farklı, iklim farklı, ekonomik değerler farklı. Yani yığınla eşitsiz durum söz konusu. Erzurum ölçeğinde Hınıs ile örneğin Tortum’u, Uzundere’yi örnek alırsak, bu ilçeler bir tutulabilir mi? İlçeler Erzurum’un, ama kültür farklı, ekonomi farklı, iklim farklı. Hayvancılığa mesela teşvik veriyorsunuz. Bundan Tortum’un, İspir’in, Uzundere’nın insanı yeterince yararlanamıyor. Çünkü oralarda hayvancılık yok. Bu nedenle teşvikler bir torbaya doldurularak uygulanmamalı. Mikro düzeye inilmeli, şehirlerin kılcal damarlarına kadar hassas bir incelikle durum tespiti yapılmalı ve ilçenin sorunu, sıkıntısı ve yapısına göre önlemler alınmalıdır.”

DERTLER NASIL GİDERİLİR?

Deneyimli bir siyasetçi, Erzurum’un ilçesini, köyünü, mahallesini, oralarda yaşayan insanlarını yakından tanıyan birisi olarak, dile getirdiği sorunların çözümü noktasında Başkan Bingöl ne düşünüyordu? Bu konuda da DEVA İl Başkanı şunları söyledi:

“- Sohbetimizin başında da dediğim gibi, öncelikle sorunlar neler, bunlara bakmak lazım. Ben her siyasetçinin, her bürokratın yaptığını yapmayacak, temcit pilavı gibi aynı şeyleri tekrarlamayacağım. Efendim işsizlik, göç, ekonomik durgunluk, şimdi de şu bela salgından kaynaklanan yığınla olumsuzluk. Bütün bunlar Erzurum’un maalesef kaderi haline gelmiş, getirilmiş, bırakın dünyayı, en yakınımızdaki illerin bile hayli zaman önce çözdüğü sorunlardır. Hasta baş ağrısından şikayet ediyorsa, onu anjiyo yaparak yileştiremezsiniz. Bizim sıkıntımız var, doğru mu, doğru. Fukaralık diz boyu, insanlar geçim sıkıntısı içinde. Bize en kestirme şekliyle söylemek gerekirse para lazım. Para da gökten zembille inmeyeceğine göre, kazanmamız gerekiyor. Şimdi gelin ticaret yapalım desek, ticaretin en alasını elin oğlu yapıyor. Akla gelmeyecek yöntemlerle her şeyi üretiyor, teknolojiyi de kullanarak büyük kitlelere ulaşıyorlar. İnternet üzerinden yapılan satışlara, yapılan reklam ve tanıtımlara hepimiz yakından tanığız. Erzurum’da o devlerle yarışacak bir tek firma gösteremezsiniz. O zaman biz, mevcudumuz ne ona bakmalıyız. Erzurum’un birinci önceliği turizmidir, turizm olmalıdır. Ama asla kış turizmi değil, dört mevsim turizimden bahsediyorum. Erzurum olarak bizde olan eserlerin, doğal güzelliklerin, dağların, dağların arasına gizlenmiş kalelerin, tarihi kalıntıların hiç biri başka yerde yok, yok ama bundan da kimsenin haberi yok. Erzurum’un mutlaka çok ciddi, uluslararası boyutlu bir tanıtıma ihtiyacı var. Bunun için kesenin ağzı açılmalı, profesyonel insanlar, marka belgeseldiler Erzurum’a getirtilmeli ve bu şehir tüm güzellikleriyle uluslararası arenaya çıkartılmalıdır. İkincisi, hayvancılığın yerine ikame edilecek, soğuk iklim şartlarının avantaj olarak görüldüğü sanayi yatırımlarına dönülmeli, özellikle d silah ve savunma sanayi alanlarında yatırımları bu bölgeye çekmenin yolları aranmalıdır. Bir üçüncüsü, iki önemli üniversitemiz var. Bunların varlığı Erzurum için büyük bir nimettir. Ama gelin görün ki, müthiş bir beyin göçü yaşanmakta, bu göçün önüne geçilebilecek gayret de ne yazık ki, gösterilmemektedir. Her iki üniversitemizde belki üç bine yakın bilim insanı görev yapıyor. O insanları sahaya çekmek, bilgi birikim ve donatılarından yararlanmak gerekiyor. Erzurum, ticaret üniversitesi gibi, hayal yatırımlarıyla Zaman kaybetmemeli, eğer yapabiliyorlar ise, o konuda gayretli gözüken arkadaşlar, meslek liselerine ağırlık veren bir anlayışla sorunların üzerine samimiyetle eğilmelidirler.”

KIŞLALAR BOŞALDI, OLAN ESNAFA OLDU

“Sadece turizm, Erzurum’un sorunlarından arındırmaya yeterli olabilir miydi?” Başkan Bingöl, sohbetimizin son bölümünde bu soruyu da şöyle cevaplandırdı:

“- Bence olabilir. Ama işin üstüne ciddiyetle eğilmek kaydı şartıyla. Geçtiğimiz günlerde Vali sayın Okey Memiş’i ziyaretimizde turizm konusu gündeme geldi. Vali beyin çalışmalarını pür dikkat dinledik. Güzel işler yapılmış. Ancak yeterli gördüğümüzü söyleyemem. Erzurum’un bir fotoğrafını, ya da röntgen filmini çekmek gerekiyor. Soğuk savaş tehlikesinin ortadan kalkmasıyla birlikte Erzurum’dan çok sayıda kışla, tümen, tugay ya kapatıldı, ya başka bölgelere kaydırıldı. Asker sayısında yaşanan çok ciddi azalma, piyasalara olan nakit akışını durdurdu. Bundan 7-8 yıl evvel Karskapı’dan he haftasonları çarşı iznine çıkan askerler akın akın şehir merkezine gelen askerler ihtiyaçlarını çarşıdan, pazardan karşılar, lokantaya, kafeye gider yer içer, para bırakırlardı. Şimdi cumartesi, pazar kimse gelmiyor. Çünkü asker kalmadı. Asker sayısının azalması, kışlaların kapanması komuta kademesinde de ciddi azalmaya neden oldu. Şehrin birçok noktasında yer alan askeri lojmanlar şimdi boş. O binalar kaderleri ile baş başa. Taşambarlar deseniz yine öyle. Orduevi kapatıldı. Bunları üst üste koyduğunuzda Erzurum’un çok önemli ekonomik değerlerini kaybettiğini görüyorsunuz. Pandemi bedeniyle üniversitelerin kapalı oluşu da zaten her şeyin tuzu biberi oldu. Esnafın can simidi üniversite öğrencilerinin bizim için, bu şehir için ne kadar önemli olduğunu şimdi hepimiz daha iyi anlamış olduk.” erzhaber

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Üzeyir ARDIÇ dedi ki:

    Doğru demiş Erzurum u pısırık siyaset bitirdi istemesini bilmeyen bizim aşıretten olsunda ne olur olsun politikası doğruyu körelti gelecekte HDP vekil çıkarırsa hatta iki vekil şaşırmayın

YORUM YAZ