$ DOLAR → Alış: 13,67 / Satış: 13,73
€ EURO → Alış: 15,44 / Satış: 15,51

ESKİ ERZURUM’U İSTİYORUM…

Necati GÜNGÖR
Necati GÜNGÖR
  • 23.09.2016

GÖZÜMDE canlanan iki sahne var.

Biri, yıllar önce tanık olduğum Batı illerinden birinin seçmeni ile Bakanı arasında geçen bir diyalog.

Diğeri benim memleketimden… Erzurum’da yaşanan, tv ve gazete haberlerinden öfke ve utançla izlediğim sahne.

Öncesini anlatayım:

Şimdi aramızda olmayan eski bakan, günün sonunda seçmenlerini kabul ediyor.

Saat 21.00 sıralarındaki son kabul.

Özel Kalem Müdürüne” kaç kişi var?” diye soruyor.

“20-30 kişi var.” diye cevaplıyor Özel Kalem Müdürü.

“Hepsini birden içeri al, topluca görüşelim, mesaiyi bitirelim.” diyor bakan.

Seçmenler topluca içeri alınıyor.

İçlerinden birisi hafif alkollü.

Bakanın çalışma masasındaki ön koltuğu oturduktan sonra, elini masaya vurarak şöyle diyor:

“Seni buraya ben oturttum. Bir tayin işini yapamadın. Bu son gelişim, bundan sonra oyumla konuşacağım.” diyor.

Anlaşıldı ki, Türkiye Elektrik Kurumu’nda çalışan bir işçinin bir ilçeden öteki ilçeye naklini istemiş bakandan. Çıkışması bu yüzden.

Özel Kalem müdürü hatırlıyor. Belki de bakanı o durumdan kurtarmak için söylüyor:  “O iş genel müdüre iletildi, belki de yapılmıştır efm.” diyerek bakanı rahatlatıyor.

Adam yumuşuyor, mahcubiyet içinde makamı terk ediyor.

Bir bakan-seçmen hikâyesi de benim memleketimden:

Bakan, işgal ettiği makamın ağırlığını taşıyamayan biri.

Bir ilçeye gidiyor.

Yanında, partisinin il, ilçe başkanı  ve belediye başkanı da var.

Pala bıyıklı seçmen, korumalardan sıyrılıyor, bakanın yanına yaklaşıyor, bir talepte bulunuyor.

Bakan, bizimkine ne iş yaptığını soruyor, “cambazım” cevabı alınca da, “hele bir takla at da görelim” diyor.

Yer çamurlu, adam şaşkın!

Bakan da, Doğu’da hayvancılıkla uğraşanlara aynı zamanda “cambaz” denildiğinden habersiz!

Bizim palabıyıklıyı, ipte oynayan, takla atan sirk cambazlarından zannediyor!

Palabıyıklı çaresiz, bir bakana bakıyor, bir çamurlu zemine ve “takla atamamam ama isterseniz sizin için oynayabilirim” diyor.

Ve bakan efendinin isteği üzerine, başında dört köşeli kasketi ile ilçe meydanında raks etmeye başlıyor.

Ne o partinin o dönemdeki il başkanı, ne ilçe başkanı, ne belediye başkanı bakana:

“Benim hemşerimi böyle muaheze edemezsiniz, bakanlığınızı biliniz” diyemiyor.

Ne yapıyorlar?

Pişmiş kelle gibi sırıtarak adamın oyununu izliyorlar.

Memleketimden yeni bakan- belediye başkanı-seçmen ilişkilerine bakıyorum da:

Oynayan, oynatan yok ama; diz boyu riyakârlık var.

Azla yetinmek, olur olmaz her şeye, sırf karşısındaki memnun etmek adına minnet duygularını ifade etmek var.

Hepsi yapmacık!

Ya da bana öyle geliyor.

Böylesine bir siyasetçi-seçmen ilişkisinden ancak hava alınır.

Değerli dostum Kadir Sabuncuoğlu’nun “Canım çıha Erzurum” yazısında, Erzurum Lisesi’nin harap olmuş yatılı bölümünü okuyunca bunları hatırladım.

Yazık oluyor Erzurum’a.

Erzurum seçtiği siyasileri sigaya çekemiyor.

İlişkilerden sadece yağ damlıyor.

Bu yüzden;

Eski Erzurum’u istiyorum.

Dadaşların Dadaş olduğu, sözlerin budaktan esirgenmediği, muhataplarla “dobra dop” konuşulduğu Erzurum’u!

Çok şey mi istiyorum yoksa?

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ