$ DOLAR → Alış: 7,75 / Satış: 7,78
€ EURO → Alış: 9,21 / Satış: 9,25

TARİHİ EMANETLERİN HAZİN HALİ

TARİHİ EMANETLERİN HAZİN HALİ
  • 11.11.2020

SADECE ülkemizin değil, dünyanın sayılı metropollerinden olan İstanbul’u tarif ederken kullanılan “taşı, toprağı altın” sözüne benzer bir ifadeyi de, “dağı, taşı, toprağı tarih” diyerek Erzurum için rahatlıkla kullanmak mümkün ama, bize emanet tarihi değerlerin son hali yürek burkuyor.

7 BİN YILLIK GEÇMİŞ

Azerbaycan doğalgaz boru hattının geçtiği Köse Mehmet Köyü yakınlarında, biraz da şansın yardımıyla ortaya çıkan yeraltı şehrinde üç yıl kadar önce yapılan incelemelerde; kuruluş tarihi günümüzden 7 bin yıl öncesine gittiği belli olan Erzurum’un kimlikleri, kişilikleri, kim oldukları, nerden geldikleri, bu topraklarda ne kadar yaşadıkları çok da fazla bilinmeyen kavimlere, milletlere ev sahipliği yaptığı, kaba hatlarıyla ortaya çıkmıştı.

HER YERDE RASTLAMAK MÜMKÜN

Onlarca medeniyete bin yıllar içinde beşik olan bu kadim memleketin neresine el atarsanız, hangi dehlizine, inine, mağarasına, vadisine projektör tutarsanız, mutlaka bir tarihi iz, bir tarihi kalıntı ile, eski eserle, binayla, yapıtla, kaya ile, lahit ile mutlaka karşılaşıyor, gördüğünüz o büyük değer ve zenginlikler karşısında hayrete düşüyor, bir başka şehrin, bir başka bölgenin insanıysanız, bu emsalsiz coğrafyaya biraz da kıskanarak bakıyorsunuz.

Günümüz dünyasında ülke olarak ne kadar gelişmiş, ne kadar zengin, ne kadar güçlü olursanız olun; bazı değerleri ne gücünüzle, ne paranızla satın alıp, ne de o teknolojilerinizle üretmeniz mümkün olamaz, olamıyor da.

O yapılamaz, üretilemez, yerine yenisi asla konulamaz değerlerin başında da tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan taş eserleri, kalıntıları, örnekleri geliyor.

MÜZE FİKRİ OLUMLU BULUNDU AMA

Erzurum’da birkaç yıl önce Aziziye Belediyesi tarafından başlatılan “örnek” bir çalışmayla; yok edilmeye, kırılmaya, parçalanmaya başlanılan, yurtdışına kaçırılan örneklerinin müzayedelerde de binlerce, on binlerce dolara, euroya satıldığı, el değiştirdiği bilinen taş eserleri toplama ve bir müze oluşturma fikri ortaya atıldı ve bu fikir zaman içinde olgunlaştı, eyleme dönüştü.

Erzurum’un hemen her ilçesi ve köyünden gelen haberlerle taş eserlerin, koç heykellerin, lahitlerin, mezar taşlarının izi sürüldü ve “Ermeni tezgahı” ile yok edilmek istenilen “Türk mührü” niteliğindeki paha biçilmez değerlerin bir bölümü “müze oluşturuyoruz” heyecanıyla koruma altına alındı.

Ancak ne olduysa Aziziye Belediyesi, “çizdim, ama oynamıyorum” dercesine taş eserleri oluşturma düşüncesinden, ani bir U dönüşü yaparak vazgeçti ve topladığı bütün taş eserlerini, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne bir protokol ile devretti.

KÜLTÜR, TURİZM FRENİ!

Hem ilmi ve hem de milli değeri son derece büyük ve önemli olan proje el değiştirip Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne geçtikten sonra, olduğu yerde çakılı kaldı.

Taş toplama işinin askıya alındığı proje için düşünülen Paşalar Caddesi üzerinde, Palandöken Devlet Hastanesi’nin yan tarafında bulunan Erzurum Müzesi’nin taşınma işlemi de yılan hikayesine dönünce, olan taş eserleri müzesine oldu.

Ermeni diyasporasının yok etmek için tüm gücünü kullandığı çok sayıda taş eserin dağlarda, köylerde, arazilerde orta yerde ve korumasız halde bulunuyor oluşu, hem şaşkınlık, hem kaygı ve hem de üzüntüyle karşılanırken, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nün de konuya duyarsız kalışına bir anlam verilemiyor. erzhaber

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ