Dolar 33,0413
Euro 35,9402
Altın 2.546,09
BİST 11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 24°C
Hafif Yağmurlu
Erzurum
24°C
Hafif Yağmurlu
Cts 26°C
Paz 28°C
Pts 29°C
Sal 28°C

KURULAN TUZAĞA NASIL DÜŞÜRÜLDÜM?

KURULAN TUZAĞA NASIL DÜŞÜRÜLDÜM?
29 Ağustos 2016 07:51

İNTERNET, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası artık.

Neredeyse tamamımız oradayız.

Yaptığımız paylaşımlarla, monoton hayata(!) renk katmaya çalışıyoruz.

***

Cep telefonları sayesinde sanki de hepimiz fotoğrafçı olduk!

***

Günlük hayattan çekilen her kare…

Albümlerin arasından çıkarttığımız solmuş her bir fotoğraf…

Düğün, dernek videoları ve dahası…

***

Yani ne varsa hepsi orada, ya facebook’da, ya twetter’da!

***

Ben de sosyal medyayı yoğun biçimde kullananlardan birisiyim.

***

erzurumdanhaberler.com’u yayın hayatına sokmadan önce, face’yi bu amaçla kullanıyor, kimi zaman haber, çoğu zaman da Erzurum fotoğrafları paylaşıyor, dolayısıyla memleketin tanıtımına karınca, kararınca katkı yapmaya çalışıyordum.

***

erzurumdanhaberler.com ile birlikte, sosyal medyada bulunma süremiz neredeyse tavan yaptı.

Artık hep internetteyiz!

***

Trafik yoğunlaşınca, sağdan-soldan farklı bildirimler de gelmeye başladı.

***

Bundan hayli zaman önceydi.

***

Cep telefonumun zili çalmış…

Daha “alo” demeden, polis telsiz sesleri…

Ardından “Öztürk Bey’e ulaştık sayın savcım” konuşmaları ürpertmişti beni.

***

Kısa süren şaşkınlıktan sonra, dolandırıcıların oyunu ile karşı karşıya olduğumu anlamış, gereken cevabı vermiş, karşılığında okkalı bir küfür yiyerek savuşturmuştum tezgahı.

***

Gerek yaşadıklarımız, gerekse duyduklarımız bizi tecrübe sahibi ettiğinden, her davete ve çağrıya ister istemez mesafeli duruyoruz.

***

İşte böylesi bir davet, bu kez bilgisayar üzerinden geldi geçenlerde…

***

Ekranda aniden “bip bip” uyarı sesiyle ortaya çıkan yanardöner bir yazıyla, “bilgisayarınıza virüs bulaştı” uyarısı yapılıyor ve gösterdikleri linkten, sundukları virüs önleyici programı acilen indirmemizi istiyordu birileri.

***

Tam da panik anı!

***

Bir oyun gibi geldi bana bu uyarı.

***

Kimdi bu dost(!) görünümlü uyarıcılar, bilmiyordum.

***

Bu nedenle önerdikleri programı bilgisayarıma indirmedim.

***

Kaldı ki, bizim masaüstü yayıncılık yapmak amacıyla kullandığımız Macintosh bilgisayarlar, virüslere karşı donanımlı cihazlardı, böylesi bir programa ihtiyaç da yoktu açıkçası.

***

Vaay efendim, sen misin bizim programımızı indirmeyen!

***

Artık her an, her bir tıklayışta o teklif ekrana geliyor, resmen Çin işkencesi yapılıyordu.

***

Önlem almak, engellemek de pek mümkün değildi.

***

İnat etmiştim, ne pahasına olursa olsun o programı bilgisayarıma indirmeyecektim.

***

Artık alıştırmıştım kendimi.

***

Günde belki 50, belki 100 defa uyarı geliyor, gelen her uyarıyı reddediyordum.

***

Geçen akşam, yine o saçma tekliflerin bolluğu arasında sayfama, bu kez üzerinde fotoğrafımın bulunduğu bir çalışma gönderildi.

***

Güya ben, arkadaşlarıma bir bağlantı göndermişim.

Böyle diyordu gelen mesaj!

***

Oysa benim öyle bir çalışmam da, gönderimimim de yoktu.

***

Çalışma, bir virüs uygulamasıydı.

***

Bazı arkadaşlar sağolsunlar, face yönetimine, bize yardımcı olunsun, soruna çözüm bulunsun diye uyarı mesajları göndermişler.

***

Az sonra dönüş oldu.

***

Face yetkilileri, yaşadığım sorunu gidermem için, bilgisayarıma bir virüs önleme programı yüklememi öneriyorlardı.

***

O an “vay canına” diye haykırmak geldi içimden!

***

Vay canına!

***

Tezgah belli olmuştu.

***

Bi kere şu bir gerçek ki, ben dahil, tanıdığım insanların hiç biri, böyle bir virüsü hazırlayacak ve yayacak teknik altyapıya sahip değiliz.

***

Kim yapar bunu?

***

Elbet bilen biri.

***

İşte o “bilen birileri” gerçek yüzlerini göstermişti.

Bizden, filan programı bilgisayarımıza indirmemizi öneriyorlardı.

***

Böyle bir oyunla, bir tezgahla ve belki tehditle istedikleri her şeyi belli ki, yaptırıyorlardı.

***

O güçte ve çok daha büyük oldukları ortada.

***

Anlayacağınız direten ben, tercih noktasına itilmiştim.

Ya yayıncılığı bırakacaktım, ya da istedikleri programı bilgisayarıma indirecektim.

***

Maalesef o güç karşısında boyun büktüm ve daha önceden çok defa reddettiğim virüs önleme programını bilgisayarıma yüklemek mecburiyetinde kaldım.

***

Bu küçücük olaydan bir sonuç çıkartmak gerekirse eğer…

***

Sakın ola ki, kimse ülkenin özgürlüğünden, bağımsızlığından, insan haklarından falan bahsetmeye kalkmasın.

***

Eskiden prangalar mahkumların ayaklarına vurulur…

Kalın zincirler kollara, boyunlara dolanırmış.

***

Şimdi o prangaların, o kalın zincirlerin yerini internet almış durumda.

***

Şartelin kolunu ellerinde bulunduran emperyal güçler, diyorum ki mesela o kolu indirseler aşağı…

Yani kesseler interneti!

***

Bakın bakalım nereye varır hayat…

Ya da hayat diye bişey kalır mı ortada?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.