$ DOLAR → Alış: 8,65 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,14 / Satış: 10,18

SİYASET-MEDYA-MAFYA TUZAĞI

Öztürk AKKÖK
Öztürk AKKÖK
  • 29.06.2021

“GAZETECİ kimdir?..”

Bu sorunun “tek” cevabı var ve o cevap da kişiden kişiye, sana, bana, ötekine göre asla değişmez!

Gazeteci habercidir…

Haberci için de, üreten; halkı, okurlarını, takipçilerini yaptığı haber, yazı ve yorumlarıyla bilgilendiren, yeri geldiğinde de kamuoyunun oluşmasına katkı sağlayan kişi denilebilir.

*

Yazımın başında şunu söylemeliyim ki, kolay değildir habercilik, zor zeneattır…

Önce yerinizden doğrulacak, sokağa çıkacak, haberin kaynağına gidecek, konu neyse onu detayıyla öğrenecek, fotoğrafları çekecek, sonra geldiğiniz gibi geri dönecek toparladığınız bilgileri “haber dili” kullanarak “kuralına göre”, kendinizi yargıç yerine koymadan, vicdan terazisinde tartarak, hiçbir kişisel çıkar ve menfaat gözetmeden yazarak yayınlayacaksınız.

*

Kişi hak ve özgürlüklerine, toplumun değer yargılarına saygı gösterme mecburiyetinde olan gazeteci, haberini okuyucunun anlayabileceği bir dille aktarmak zorundadır.

Bu, mesleğin olmazsa olmaz şartı, gereğidir..

“Bilgi, beceri ve altyapı” gerektiren işler yerine getirilmez, basın ahlak kurallarına dikkat edilmez, hele de cümle kurulurken o cümlelerin başı gözü yarılırsa; haber yerine tuhaf, hilkat garibesi birşey ortaya çıkar!

İşte bu dramdır, bu katliamdır, bu cinayetten farksız birşeydir!

*

Kamuoyunun yanlı ve yanlış şekilde bilgilendirilmesi, tahrik edilmesi, umutsuzluğa sürüklenmesi; belki sokağa dökülmesine, dolayısıyla toplumsal olayların patlak vermesine neden olabilir.

Geçmişte yaşanan üzüntü ve ıstırap veren birçok olayın gazete, radyo, televizyon haberleriyle birlikte patlak verdiği unutulmamalıdır.

*

Habercilik, bina yapmaya benzer.

Önce temeli olmalı haberin, sonra üzerine bina inşa edilmeli, kat atılmalı ve çatı çakılmalı.

Nasıl ki, her önüne gelen inşaat yapamazsa, kalemi eline alan her kişi de haber yazamaz, yorum yapamaz.

*

Kendini gazeteci gören, gördüğünü zanneden okur-yazarlığından şüphe duyulan körkütük cahillerin ne potlar kırdıklarını, ne çamlar devirdiklerini; kalemlerini kiraya verdiklerini ve hatta sattıklarını şimdilerde hayretle, şaşkınlıkla, üzülerek, kahrolarak daha net şekilde görüyoruz.

Parselledikleri ulusal kanalların ekranlarını kirleten; bağırmayı, karşısındakine hakaret etmeyi, küfürler savurmayı marifet sayan gazeteci müsveddeleri yüzünden ne yazık ki basın mesleği değer kaybetti, inanılırlığını, güvenilirliğini yitirdi, yerlerde sürünür hale geldi.

*

Yaşanılan çirkinliklerin, edepsizliklerin, ahlaksızlıkların, gazetecilik adı altında yapılan vurgun, talan ve soygunların acısını ülke olarak, millet olarak şimdilerde iliklerimize kadar hissediyor, o acıyı, o ıstırabı fazlasıyla duyuyor, hissediyoruz.

Camia o kadar kirlendi, o kadar bulandı ve mecrasından saptı ki, inandırıcılığı, güvenilirliği ve itibarı büyük ölçüde kaybolan gazeteciler ve ürettikleri, kolaylıkla alınıp-satılan bir meta, bir mal, bir ürün gibi görülür hale geldi.

*

Gazeteci olduklarını iddia eden, nereden geldikleri, hangi kovuktan çıktıkları belli olmayan, haberden anlamayan, habercilik nedir bilmeyen, bir toplantı izlememiş, haber peşinde koşmamış, matbaada mürekkep koklamamış müsveddelerin neler yaptıklarını, ne filimler çevirdiklerini, hangi çemberlerden atladıklarını Sedat Peker ifşaatlarıyla öğreniyor, öğrendikçe sert bir yumruk yemiş boksör gibi sarsılıyor, ne hallere düştüğümüzü üzülerek görüyor, resmen kahır yaşıyoruz.

*

Her akşam ekranlara yansıyan, geceyarılarına kadar süren, inandırıcılık yanı çok düşük; “siyaset-medya-mafya” başlığı altında yapılan seviyesiz tartışmalar, bana sorarsanız, sorunlara ışık tutma programlarının ötesinde, ülkenin temeline bilinçli olarak yerleştirilen, her biri yüksek tahrip gücüne sahip dinamit lokumlarından başka birşey değildir.

*

Ülke yönetimini şekillendiren siyasetin ve sanki tamamı kirli, lekeli ve hırsızmış gibi gösterilen siyasetçinin, yine çoğu ülkesinin çıkarları, ali menfaatlerinin korunması mücadelesini çalakalem sürdüren gazetecilerin mafya ile ilişkilendirilmesi, acaba nasıl izah edilir, ya da izah edilebilir mi?

*

Ülke bizim, hepimizin. Gidecek ne bir başka Türkiye, ne de Erzurum var.

Herkes aklını başına toplamak zorundadır.

Toplumun her katmanında arıza, her katmanında sıkıntı var.

*

Konumuz haber ve habercilik.

Çok ağır, altından kalkılması mümkün değilmiş gibi gözüken sorunlar yumağı içinde boğulma tehlikesi ile karşı karşıya olan basın dünyası, çözüm istiyor, çare bekliyor.

*

Her ne kadar sorunlar çok büyük, ağır ve altından kalkılmaz haledeymiş gibi görünse de, umut yine vardır.

Suyu getiren ile testiyi kıranı bir tutulmaz, sap ile saman biri birine karıştırılmaz, pirincin içindeki dış kıran beyaz taşları görme yetenek ve becerisine sahip bir anlayışla hareket edilirse, çözülemez zannettiğimiz sorunlar çözülür.

Tabi içimizdeki safraları da atmak şartıyla…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Erdal Saatcioğlu dedi ki:

    Çok yerinde tesbitler doğru tesbitler artık tvlerde yapılan sòyleşileri dinlemiyorum.Hep aynı borazandan üflüyorlar.

YORUM YAZ