Dolar 31,3527
Euro 33,9482
Altın 2.069,35
BİST 9.119,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 8°C
Az Bulutlu
Erzurum
8°C
Az Bulutlu
Cts 6°C
Paz 7°C
Pts 8°C
Sal 6°C

BİR ŞEHRİN GERÇEĞİ

BİR ŞEHRİN GERÇEĞİ
23 Ekim 2016 12:48

ERZURUM; Coğrafi, tarihi, kültürel, ekonomik ve jeopolitik yapısıyla, her zaman elde edinilmek, ya da bir başka ifadeyle ele geçirilmek istenen bir şehirdir.

Bu öneminden dolayı yüzyıllar boyunca çeşitli istilalara, savaşlara ve mezalimlere maruz kalmıştır.

Her tehlike karşısında gereken direnci göstermiş, tepkisini ortaya koymuş, memleketimizin her şehrine de örnek olmuştur.

Ne var ki, kendi insanından çektiğini, gördüğü zararı, bir başkasından görmemiş, yaşamamıştır.

Bizim ne yazık ki, asıl görmemiz gereken sıkıntı budur.

Kısaca özetlemek gerekirse;

Sahipsizliktir…                                                                                        

Çekip gitmektir…

“Adam sende” demektir…

Memleketine sırt dönmektir…

Dışarıdan bakıp, bu şehir için ahkâm kesmektir…

Birbirini çekememezliktir…

Yaşarken faydası olmazken, ölüsüne mezar olmaktır…

Ahlakın, kültürün yozlaşmasına duyarsız kalmaktır…

Dayatılanları seyretmektir…

Elde ki değerler yok olurken,

Bize miras bırakılanlar yıkılırken, sessiz kalmaktır…

Bu şehre, insanına yapılan yanlışları, görmezlikten gelmektir…

Feryatları duymazlıktan gelmektir…

Bu şehre iz bırakanları silmektir…

Tarihi değeri olan mahalleleri ortadan kaldırmaktır…

Atatürk’ü, Misak-ı Milliyi unutmaktır…

Hacı Cuma’yı, Gavurboğan’ı, Yoncalık’ı, Narmanlı’yı, vs… kaybetmektir…

Ahde vefayı görememektir…

Hamaset nutuklarına aldanmaktır…

Dadaşın hayat felsefesinin değişmesidir…

Örf ve adetlerden uzaklaşmaktır…

Kendi özünü aramaktır…

Dadaş duruşunu bırakmaktır.

Bütün bunlar, “Erzurum neden eski Erzurum değil, biz bir yerde yanlış yapıyoruz, ama nerede?” sorusunun cevaplarıdır.

Umarım yanılıyorumdur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.