$ DOLAR → Alış: 8,66 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,31 / Satış: 10,35

YÜREKLERDE BİR SIZI OLUŞUYOR!

YÜREKLERDE BİR SIZI OLUŞUYOR!
  • 10.05.2021

BUGÜNLERDE oruç artık yolcudur…

Geldiği günden beri köylerimizi, şehirlerimizi, evlerimizi, sofralarımızı, gönüllerimizi bir ay boyunca olanca zenginliği ve cömertliğiyle donattı, bereketlendirdi; şimdi gidiyor!

Yüreklerde ister istemez bir sızı var; ayrılış sızısı!

Gelirken, bize ne getirdi;

Giderken, neleri kayıt altına aldı; bizden, dünyamızdan hangi haberleri ve neleri götürüyor?

Seneye döndüğünde nasıl bir ortam bulacak, kim bilebilir ki!

Bu yılın, uğurlamak üzere olduğumuz mübarek ayının bir muhasebesini yaparsak…

Acaba, ibadetin yanı sıra, her türlü sıkıntıya katlanan yoksul, kimsesiz, dul ve yetimlerin, bir köşede unutulmuş olanların dertlerine ne kadar ortak olduk ya da olabildik mi, tartışılır!

Önümüz bayram…

Bayram, hepimiz de biliyoruz ki, müslümanların aydınlık gönüllerinden kopup gelen bir şuur bekçiliğidir.

Bugünleri ben, vücuda, zamana ve maddi manevi putlar korosuna olan tutsaklıktan kurtuluşa açılan bir çağrı kapısı olarak görüyor, öyle değerlendiriyorum.

Topraktan yükselen bir mehtap gibi geliyor bana bayram akşamları…

İyi sahip çıkılmalı bayramlara.

Ulu geçmişimizden elimizde kala kala bir bu bayramlar kaldı. Onlara sıkı sarılalım da hiç olmazsa bu son peygamber armağanını elden kaçırmayalım.

Bayramlar, coşkunun, sevincin, kaynaşmanın zirveye vardığı günlerin adıdır.

İnsanlar, bugünlerde, sıla-i rahm ederler, küskünler barışır, dostluklar pekiştirilir, ayrı olanlar birleşir, eller öpülür ve biri birini sevenler bayramlar sayesinde geleceğe daha bir umut ve heyecanla bakmaya başlarlar.

Bayramlar öylesine toplumu ve fertleri sarıp sarmalar ki, oruç tutmayanlar ve hatta inanmayanlar bile bu mutluluk tablosu içinde yer almaktan imtina etmezler.

“Ah” diyorum ne olur keşke bize ait bayramlarımızı bize bıraksalar!

Yine biz, eski günlerde olduğu gibi, bayramlıklarımızı giysek, sevgiyle, sempatiyle, içten bir gülüşle sarılsak biri birimize.

İnanıyorum ki, o gün güneş bile daha parlak doğar, daha coşkuyla kucaklar, ısıtır bizi, içimizi.

Ama bu bayram hem biz mahpusuz, hem bayram mahzun.

Ne yazık ki, bu bayramı bayram gibi kutlayamayacağız.

Kaçıncı hüzünlü bayramımız olacak bu; üç mü?

Korona günleri yaşıyoruz, kapalıyız, karantinadayız.

Dünya bir hastahane koğuşunu andırıyor sanki.

Her yandan dayanılmaz iniltiler yükseliyor arşa.

Herkesde bir bezginlik, bir boşvermişlik ve ümitsizlik hakim.

Bayramın coşkusunu, neşesini, heyecanını hissedemez olduk.

Sonbahar yaprakları gibi hüzünlüyüz.

Bu bayram bütün müslümanlar güya bayram kutlayacak!

Ama bir müslümanın eli, öbür müslümanın eline, onun eli de bir başka müslümanın eline maalesef değemeyecek, musafaha edilmeyecek, eller öpülemeyecek ve hatta hiç kimse evinden dışarı çıkamayacak.

Arafe günü kapılarımızı tıklatan pek olmayacak, çocukların cıvıltılı sesleri kulaklarımızda, kapılarımızın önünde yankılanmayacak. İşte böyle bir ruh halinde bir bayramı daha karşılamaya hazırlanıyoruz.

Böyle bir “hüzün bayramı”nı bir daha yaşamamayı diliyor…

Hepinizin Ramazan Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ