$ DOLAR → Alış: 8,65 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,14 / Satış: 10,18

KIYMETİ BİLİNMEYEN ŞEHİR

KIYMETİ BİLİNMEYEN ŞEHİR
  • 01.09.2021

KİM ne derse desin, nasıl yorum yaparsa yapsın; ülkenin rahat, huzurlu, yaşanılacak kalite şehirlerinin ön sıralarında gelir Erzurum.

Bu sözlerime gülenler, dudak bükenler, “hadi canım sende” diyerek küçümseyenler ve hatta alaya alanlar çıkabilir.

Hiç önemli değil. Söylenenler gerçeğin üstünü örtmez, lakırdıdan öte bir anlam ifade de etmez.

Bir özel şehirdir Erzurum…

Havasıyla, suyuyla; bitkisi, böceği, kelebeği ile özeldir.

Tarihi ile özeldir, tarihe düştüğü şerh’lerle özeldir, yazdığı Cumhuriyet Destanı ile özeldir.

Davulu, zurnası, türküsü, barı, kültürü ile özeldir.

*

Özeldir, güzeldir ama bir o kadar da şanssız şehirdir Erzurum.

Ekmeğinin tuzu yoktur mesela.

Kıymet bilir, ama kıymeti bilinmez.

Darda olanın elinden tutar ama elini tutanına rastlanmaz.

Canı yanar, Canan’ı duymaz.

Önemser, önemsenmez.

Hasılı sızlayan yarasının sızısını “kendi yararsızları” bile duymaz…

Çünkü duygusuzdur onlar!

Ruh yoktur içlerinde.

Düğün görmüş oynamamış, ölü görmüş ağlamamış tiplerdir.

Onlar açısından Erzurum; at oynatacakları bir meydan, gece konaklayacakları bir han, aşına bedavadan kaşık sallayacakları bir mekândır, sömürge yeridir, müstemlekedir!

Kan grupları belli değildir, ne kanı taşıdıklarını kimse bilmez.

En iyi Erzurumlu onlardır!

Kimseyi beğenmezler.

Sevdalarının dozu, boyutu ölçülecek gibi değildir.

Zira onların sevgisini ölçecek bir sevdametre henüz icat edilmemiştir.

Her biri Karasevdalıdır..

Yanlış anlaşılmasın! Şehrin parasına, karısına, kasasına sevdalı!

Gerisi onlar açısından lafügüzaftır.

Bu memleket hiçbir şeyden çekmemiştir helal haram nedir bilmeyen ve hep nalıncı keseri gibi kendine yontan sefil ruhlu insanlarından çektiği kadar!

*

Bugün doğası ve doğal güzelliklerini tamamlayan tarihi eser, yapı ve kalıntılarıyla görülmeden, yaşanmadan bilinmesi mümkün olmayan; üzerine birilerinin oturduğu ve kalkmak nedir bilmediği Erzurum’u sanki yeni görüyormuşum gibi yazmak, anlatmak geldi içimden.

Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama müthiş güzel, özel klimalı bir havamız var mesela.

Çoğu yerin cayır cayır yandığı, kavrulduğu bir yaz mevsimini biz bunalmadan, gece kafamıza yorganımızı çekerek geçirdik.

Halen de öyle yatıyoruz.

*

Keyfiyetten kaynaklanan olumsuzlukları saymazsak, rahat bir trafiğe sahibiz.

Biçimsiz, bencilce yapılan parklardan dolayı tıkanan yollarda yaşanan sıkıntıların dışında iyi olduğumuz söylenebilir.

*

Kavgası dövüşü fazla olmayan bir şehirde yaşıyor olmanın huzurunu  duyuyor, gecenin en sessiz ve karanlık anında ıssız sokaklarda yalnız yürürken aklıma en küçük bir olumsuzluk getirmiyorum.

Niye getireyim ki…

Sonuçta Erzurum burası.

*

Ülkenin en köklü ve saygın bir üniversitesine sahibiz.

Konumu itibarı ile artık şehrin merkezinde kalan ve yürüme mesafesindeki Atatürk Üniversitesi’nin varlığı bu şehri ayrıcalıklı hale getiren bir önemli değerdir.

*

Ülkeyi sıkıntıya sokan, bizi yasa boğan yangınlardan, sellerden, sıkıntılardan çok şükür beriyiz!

*

Gelin görün ki, bu kadar güzelliğe rağmen rahat değiliz.

Hele huzurumuz hiç yok!

Çünkü hayatı zorlaştırmak için elimizden ne geliyorsa yapıyor, kendi sıkıntımızı kendimiz doğuruyor, küçük dokunuşlarla çözülebilecek sorunları içinden çıkılmaz hale getiriyor, sonra dönüp yaptıklarımıza biz bile hayretle bakıyoruz.

*

Örneğin Şehir Hastanesi!

Bir hastane ki, içine düşen kayboluyor.

Kimsenin kolaylıkla aradığını, gideceği yeri bulamadığı, son derece büyük, modern ama ruhsuz bu yapı bize meğer ne sıkıntılar yaşatıyormuş da haberimiz yokmuş!

*

Varlığı ile göğüs kabartan o hastanenin insanımıza yaşattığı sıkıntılardan biz biraz da tesadüfler sonucu haberdar olduk.

Bir gece vakti nöbetçi eczane arayışına giren ve sorun yaşayan Bedir Avcı ağabeyinin yazdıkları olmasa, o yazıdan yola çıkarak yaptığımız habere ilişkin On Üçüncü Bölge Eczacı Odası Başkanı Mahmut Uçar bir açıklama yapmasa. biz binlerce insanın yaşadığı Dadaşkent’te saat on altıdan sonra sağlık hizmeti verilmediğini…

İnsanların farklı semtlerden en az on ve daha fazla kilometre yol katederek şehir hastanesine ulaşmaya çalıştıklarını…

Özel hastane tercihi yapanların daha kayıt aşamasında 180 lira ödemek zorunda kaldıklarını…

Acil işi olanların bir ticari taksi bulabilmek için kaldırım kenarlarında çaresizlik içinde kıvrandıklarını nereden bilecektik?

Bir dost anlatmasaydı, şehre gezmeye gelen yabancıların tuvalet bulabilmek için Cumhuriyet Caddesi’nde dört döndüklerini de bilmeyecektik.

*

Dikkat ederseniz, sıraladığım sorunların hiç biri aşılmayacak büyüklükte değil.

*

Yiğidin hakkını yiğide teslim edelim:

Şehir Hastanesi her yönüyle mükemmel.

Ancak siz, bütün hastaları oraya toplamak için şehrin değişik yerlerinde bulunan tüm hastaneleri, Numune Hastanesi örneğinde olduğu gibi kapatırsanız, aklınıza hiç gelmeyecek sorunlara da gel gel etmiş olursunuz.

*

Giderek tırmanan, okulların açılmasıyla birlikte daha da artmasından endişe edilen korona salgını tehlikesinin kol gezdiği bir şehirde, Palandöken gibi bilinen, kolay ulaşılan bir hastaneyi şu ya da bu gerekçelerle kapatmak doğru  bir iş miydi?

Kış geliyor. Yarın dondurucu soğuklar başgösterdiğinde, Palandöken Hastanesi’nin kalorifer sisteminin donup parçalanacağı herkesin malûmu.

Yoksa böyle bir şey mi isteniyor?

*

Palandöken Hastanesi ile ilgili olarak yazılan haberlere yapılan yorumlar hep aynı.

Vatandaş söz birliği etmişçesine sahiplendiği, benim dediği Palandöken Devlet Hastanesi’nin gerekli onarımlar yapıldıktan sonra yeniden hizmete açılmasını istiyor.

 erzurumdanhaberler olarak takipçilerimizle çoğu zaman son derece keyifli mesaj trafiği yaşıyor, diyalog içine giriyoruz.

Haberlerimizi okuyan, dinleyen, yerine göre yorum yapan, beğenilerini orta yere koyan gönül dostlarına çok teşekkür ediyoruz.

İşte o gönül dostlarından birisi olan, Erzurum dendiğinde içinin titrediğini tahmin ettiğim Ankara Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Daire Başkanı Nuri Kali, şehir genelinde yaşanan ticari taksi sorununun belli noktalara buton yerleştirilerek çözülebileceğini anlatan fotoğrafları bizimle paylaştı.

Kendisine teşekkür ediyorum.

Ankara’da neredeyse her ağaç gövdesine bir buton monte edilmiş. Butona bastığınızda en yakın duraktan bir taksi, birkaç dakika sonra sizi almaya geliyor.

Büyük kolaylık!

Acaba bizde böyle bir uygulama yapılamaz mı?

Belli bazı noktalara buton monte etmek çok mu zor?

*

Aynı kolaylık tuvalet konusu için de sağlanabilir.

Cumhuriyet Caddesi’nde birkaç yerde umumi tuvalet var.

Tuvaletlerin yerini bilenler açısından bir sorun yok.

Ama bilmeyenlere yol gösterecek yönlendirme tabelası koymak, kimsenin aklına neden gelmez?

*

Ve bir başka, çok çok önemli bir konu daha…

Neden temizliğe gereken önem verilmez, neden şehrin işlek yerlerine sık aralıklarla çöp kutuları konulmaz ve neden o kutular birkaç saatte bir boşaltılmaz?

*

Yaşadıklarımızdan, yaşanılanlardan, yaşatılanlardan bir sonuca varmak gerekirse;

Erzurum için zor bir şehir diyenler çıkabilir.

Böyle bir değerlendirme Erzurum adına haksızlık olur. Biz zor değil, hayatı zorlaştırdığımız bir şehirde yaşıyor, bunun sıkıntısını duyuyoruz.

*

Bu şartlar altında kusur kimde dersiniz?

SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Etiketler: / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ