$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

ERKON-DU!

Öztürk AKKÖK
Öztürk AKKÖK
  • 29.10.2018

ERKON’un açılımı Erzurum Konfederasyonuymuş, bu bilgiyi, geçtiğimiz cumartesi günü Müceldili Konağı’nda düzenlediği basın toplantısında açıklamalar yapan Başkan Yardımcısı Mustafa Macit’ten öğrendik.

***

ERKON kulağa hoş gelen, bir iki küçük eklentiyle farklı çağrışımlara da yol açabilecek yapıya sahip bir kısaltma.

Yazımın başlığında olduğu gibi, ufacık bir dueki, insanın aklında farklı şeyler getirebiliyor.

Er-konduya da gecekondugibi mesela.

***

Öncelikle Erzurum Konfederasyonu’nu oluşturmak için yola çıkan, işbirliğine – gönülbirliğine giden, hedeflerine de Erzurum’u ve Erzurum kültürünü koyan herkese kolaylıklar, başarılar diliyorum.

Şimdiye kadar olması, atılması gereken bir adım, geç de olsa atılmış.

Umut veren, heyecan uyandıran bir gelişme.

***

Ancak!..

Şurası bir gerçek ki, dünyanın neresinde olursa olsun birkaç Erzurumlu kolay kolay bir araya gelemez, gelirse de geçinemez!

Huysuz muyuz, biraz öyle…

Kıskanç mıyız, o da var!

O olmasın, ben olayım, onda olmasın bende olsunmantığı ruhumuza sirayet etmiş durumda mı, evet!

Beylik lafları ardı ardına sıralamada, çakma roller üstlenmede bizimle başa çıkılır mı, zannetmem!

***

Sıra icraate geldiğinde, ortadan “çabuk kaybolma” gibi bir marifetimiz var

Hepimiz, İki Erzurumlu az, üçüncüsü fazlasözünü ve ne anlama geldiğini iyi biliriz.

İş yapmak için bir araya gelir, ustalığımızı kısa zamanda iyi gösterir, nalıncı gibi hep kendimize yontarız.

Olumsuzlukları, yanlışları eleştirir, eleştirdiğimiz yanlışların en iyisini, çıkarımız söz konusu olduğunda yapmaktan geri durmayız.

İktidarı, iktidara yakın olmayı, gücü ve tabi ki siyaseti sever, parsayı kendimiz için toplarız.

Bir yere gelme adına Ben Erzurumluyumsözü sıklıkla terennüm edilir, referans gösterilir; ancak o yere gelindiğinde ilk unutulan söz de o olur.

***

Başarılı insanı hiç hazmedemeyiz, ruhumuz sıkılır, patlarız!

Son zamanlarda oluşan servet düşmanlığının hangi boyutlara geldiği, ardı ardına iflas eden şirketlerin sayısıyla neredeyse doğru orantılıysa…

Fısıltı gazetesi ile yayılan, falan şirket de iflas etmişya da “duydunuz mu Ali de konkordato başvurusu yapmışşeklindeki haberlerin altında, başarıya ve başarılı insana karşı duyulan tahammülsüzlük ve hatta nefret varsa, daha ne söylenebilir ki!

***

Bu kadar özellik ve güzelliğe(!) sahip bir memleketin sakinleri olarak şimdiye kadar bir araya gelmemiz, en azından bir ortak paydada buluşmamız pek de mümkün olmamış, dolayısıyla gücümüzden çok şey kaybetmiş ve aşağılara yuvarlanmışız.

Bir zamanlar, sosyal ve ekonomik yönden ülkenin en güçlüşehirleri arasında gösterilen, popüleritesi yüksek, önerilerine kulak verilen Erzurum, bugün kulvarındaki illerin çok gerisine düşmüş, bir astımlı hasta gibi nefes alamaz hale gelmişse…

Yukarıda sıraladığım olumsuzlukların, geri kalmışlığımızda ne kadar büyük paya sahip olduğu zaten kendiliğinden anlaşılır.

***

Galiba biz, şimdiye kadar yığınla yanlış yaptığımızı anlamaya başlamış olmalıyız ki, güçlerimizi birleştirmeye, ortak hedefler belirleyerek ve o hedeflere daha akılcı şekilde ulaşmaya niyetlenmişiz.

***

Buraya kadar her şey mükemmel, söylenecek bir şey olamaz, aksine hareket, hararetle alkışlanır.

***

ERKON kurulmuş, kurucular kurulu oluşmuş, yönetimler iyi-kötü belirlenmiş, hedefler tespit edilmiş, o hedeflere nasıl varılması gerektiği noktasında yol ve yöntemler de ortaya konulmuş.

Her şey harika.

Dahası ve en önemlisi; Erzurum merkeze alınmış.

Yani bundan böyle amaç Erzurum’u başta kültürel anlamda olmak üzere, her yönüyle kalkındırmak.

***

Deniyor ki; Bu oluşumun içinde yer alan hiç kimse ikbal peşinde değil. En azından hiç birimizin siyaseten bir beklentisi yok!

Güzel, kulağa da hoş gelen bir değerlendirme.

Ama yanlış ve de hatalı söylem bunlar.

Erzurum’un dışında, başka şehirlerde Erzurum’da yaşayan Erzurumlular’ın belki üç beş katı fazlası insan bulunuyor.

Çoğu Erzurum kültürünü özümsemiş, memleketinin özelliklerini bilen, kıtlama çay içme alışkanlığını sürdürmeye çalışan, davul sesi duyduğunda yerinde duramayan, Mükerrem’in sesiyle efkarlanan, Raci’nin türküleri ile eskilere dalan, göz pınarlarında biriken yaşların görülmemesi için başını eğen, sırtını dönen kısacası bu kadim memleketin hamuru ile yoğrulmuş, biçim almış insanlar; BULUNDUKLARI YERLERDEsiyasetin de içinde olsa, çıkacak Erzurumlu adayları destekleseler mesela…

Bunun neresi yanlış olur?

***

Biz Erzurumlular, şimdiye kadar onlarca defa belki bir araya gelmeyi, ERKON misali oluşumlarla güçlerimizi birleştirmeyi çok istedik, ama başaramadık.

Mustafa Macit beyin de isabet kaydettiği gibi;ERKON, arzu ettiğimiz birlikteliği sağlama adına bizim son şansımız.

Yani ya oyunu kuralına göre oynamaya başlayacağız, ya da kaybedenler arasındaki yerimizi sağlamlaştırıp, Erzurum’un daha da sıradanlaşmasını çaresizlik içinde seyredecek, tıpkı bugünlerde olduğu gibi, mazimizle avunacağız.

***

Erzurum olmadan hiçbir şey olmaz, olmuyor da!

Alın ERKON’un başındaki eri kenara, geriye bir şey kalmadığı kendiliğinden çıkar ortaya.

Herkes bu gerçeğin farkında.

İşte bu gerçeklerin farkında olanlar, şimdiye kadar yapılan yanlışları, nerelerde ne tür hataların yapıldığını da iyi biliyorlar.

***

Altını kalın çizgiyle çizerek, çok net bir şey söyleyeceğim:

Eğer İstanbul Dükalığının bazı burnu havada insanları, bu memleketine ne pahasına olursa olsun sahip çıkan, aklından göçü geçirmeyen şehrin “vefalı” insanlarına tepeden bakacak, çok bilmiş ayaklarına yatacaklarsa, derim ki, kimse hiç yükünü elletmesin!

***

O günkü toplantıda gördüğüm kadarıyla, içi memleket sevdası dolu, bir şeyler yapma gayreti içinde olan insanlar, kol kola girmiş, omuz omuza vermiş ve Erzurum’u sorunlarından, sıkıntılarından arındırmak niyetiyle yola çıkmışlar.

Geriye, Erzurum’dan bu oluşuma destek vermek ve ayakları yere basan, bölge insanının beklentilerini karşılayacak projeleri hayata geçirmek kalıyor.

Atılan adımlar bir sonuca ulaşmaz, kadükkalır, yani değersiz hale gelirse, ERKON işte o zaman konfederasyon olmaktan çıkar, İstanbul Gecekondusuhaline dönüşür!

Böyle bir tehlike maalesef var.

Tıpkı, Doğu Anadolu Serbest Bölgesi gibi, tıpkı Birinci Organize Sanayi Bölgesi gibi, tıpkı Atlama Kuleleri gibi, tıpkı Erzurum Teknik Üniversitesi gibi, tıpkı Mareşal Çakmak Askeri Hastanesi gibi, tıpkı Tortum Hidroelektrik Santrali’nin alınması adına yola çıkanların biri birine düşmesi kötü örneklerinde olduğu gibi…

Saymakla bitmez, bitmiyor da!

***

Elbet söylenecek çok daha fazla şeyler var.

Her ne kadar yer sıkıntımız yoksa da, uzun yazının fazla kıymeti harbiyesi olmuyor, en azından dikkat dağılıyor.

Son söz olarak; sap ile samanın karıştırılmadığı, suyu getiren ile testiyi kıranların aynı kefeye konulmadığı bir düzlem içinde buluşmayı ve düşüncelerimizi paylaşmayı diliyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ