$ DOLAR → Alış: 5,93 / Satış: 5,95
€ EURO → Alış: 6,53 / Satış: 6,56

ERZURUM’UN ŞANSI VE ŞANSSIZLIĞI!

Öztürk AKKÖK
Öztürk AKKÖK
  • 12.01.2020

VALİ Ahmet Altıparmak döneminde; tam tarihini hatırlamıyorum, deyin ki 2014’de Erzurum’dan bir grup idareci ve işadamı, Ticaret ve Sanayi Odası’nın organizasyonunda Kayseri’ye götürülmüştü.

O grup içinde gazeteci olarak ben de vardım.

Kayseri, Erzurum gibi kadim bir şehir.

Mehmet Özhaseki’nin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bayraktarlığını yaptığı yıllarda önemli hamleler yaptığını, alt ve üstyapılarını tamamladığını, önce bir sanayi, sonrasında turizm şehri olduğunu, dolayısıyla marka halini aldığını bilmeyen yok.

Davet resmiydi, bir programa dahilinde hareket ediliyordu.

Kayseri Organize Sanayi Bölgesi başta olmak üzere, çeşitli yerleri dolaştık, dolaştırıldık. Özellikle de insanın gözünü kamaştıran, bir Türk vatandaşı olarak göğsünü kabartan, Erzurumlu olarak da imrendiren sanayi kuruluşlarına götürüldük.

Gruba mihmandarlık eden Kayseri Sanayi Odası ile Kayseri Organize Sanayi Müdürlüğü görevlileri, bize Kayseri’yle, Kayseri’nin ticareti, sanayisi ve kültürü ile ilgili bilgileri göğüslerini gere gere anlatıyor, hayranlık uyandırıyorlardı.

Geçtiğimiz gün Vali Okay Memiş’in Organize Sanayi Bölgesi’nde Şahika Boya Tesisleri’ni, Birlik Un’u,  ERKO Plastik’i ziyarete gittiğini ve yetkililerinden bilgi aldığını, Şahika’yı marka haline getiren baba Kenan Ardahanlı ile sohbet ettiğini gazete haberlerinden öğrendiğimde, birden aklıma Kayseri’ye yaptığımız o gezi ve gezi sırasında gördüklerim, yaşadıklarım geldi.

Kayseri’den geldikten sonra, henüz Bursa’ya yerleşmemiş olan, Şahika’nın omurgası Taner Şahika’ya, “Acaba sizin tesislerinizi de Erzurum Ticaret Odası (ETSO) ev sahipliğinde şehre gelen gruplara gezdiriyorlar mı” diye sormuş, acı bir tebessümün ardından, “Ne grubu, ne heyeti ağabey hele de ki Başkan Lütfü ağabeyi (Yücelik) hiç gelmiş mi” cevabı almış, hayretten dona kalmıştım.

***

Düşünebiliyor musunuz, Erzurum’un çok önemli sanayi kuruluşlarından birisinin eşiğinden içeri, şehrin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı adım bile atmamıştı.

Sadece ETSO Başkanı mı, meğer Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı da Şahika Boya’yı pas geçmiş.

Zannedersem pas geçilen sadece Şahika Boya değil, bir çay, bir kahve ikram etmek için yol gözleyen ne kadar sektör öncüsü işadamı, yatırımcı varsa, hepsi!

***

Rahmetli Süleyman Demirel’e ait olan, “marifet, iltifata tabidir” sözünü çoğu insan hatırlıyordur.

***

Ticaret; zor, sert fırtınaların estiği, temeli güçlü olmayanların savrulduğu riskli bir alandır.

Yani o alanda at koşturmak, başarılı olmak, ülke ekonomisine, kent ekonomisine katkı yapmak, istihdam imkanları sağlamak öyle her babayiğidin harcı değildir.

Ayakta kalabilmek bilgi ister, beceri ister, sermaye ister, hepsinden önemlisi de mangal gibi bir yürek ister.

***

Derim ki, böylesi riskleri göğüsleyen kim varsa, kimliklerine bakmaksızın, hepsine kol, kanat germek, yanlarında yer almak, iltifat etmek, şehrin yöneticilerinin önde gelen görevleri arasında olmalıdır.

Bu açıdan bakıldığında, Vali Okay Memiş’in, Erzurum ekonomisine güç katan, ivme kazandıran bir fabrikayı dolaşması, sahipleriyle, belki çalışanlarıyla sohbet etmesi, fikir alışverişinde bulunması, birilerini mahcup eden, devrim niteliğinde bir yaklaşımdır.

***

Komşu, komşunun külüne muhtaçtır.

“Allah, kimseyi kimseye muhtaç etmesin” duası, bir lakırdıdan ibarettir.

Doğrusu, “Allah kimseyi namerde muhtaç etmesin” şeklinde olmalıdır.

Bu uyarı da bana değil, Hz. Ömer’e aittir.

***

Elbet bişeye ihtiyaç duyulduğunda, sıkıntı yaşandığında ilk kapısı çalınacak yerlerin başında komşu gelir, dost kapısı gelir.

Erzurum, dost kapılarının çokluğu ile bilinen bir şehirdir. Günümüzde her şeye rağmen o kapılar vardır ve ardına kadar da dayalıdır.

Gidip o kapıları tıklatmak, selam vermek, “bir çayınızı içmeye geldim” demek, çok mu zordur?

Yani insan bu kadar mı ego sahibidir?

***

Vali Okay Memiş’i yeterince tanımam. Sohbet etmişliğimiz yoktur. Tesadüfen bir yerde karşılaşsak, ismimi bile hatırlamaz.

Tanışmıyor, konuşmuyor oluşumuz, onun yaptığı güzel işleri görmeme engel değil.

***

Şehrin yükü altına girmiş kim varsa, o yükü taşıyanların moral ve motivasyona ihtiyaçları olduğunu gören, “ben geldim” diyen, selam veren, hal hatır soran, belki dert dinleyen bir Vali’ye sahibiz.

Bir yıldan beri Erzurum’da görev yapıyor.

Bu kadar kısa süre içinde, hele de şehri bilmiyor, kimseyi tanımıyorsanız ne yapabilirsiniz?

Öyle olmamış, yani zaman; sadece tanıma, tanışma fasıllarıyla zayi edilmemiş, aynı zamanda değerlendirilmiş.

***

Vali Bey’in önemli işlerin altına imza attığını, yatırımlar yaptığını, başta turizm olmak üzere, tarım ve hayvancılık alanlarında güçleri harekete geçirmeye çalıştığını, istihdam sağlayacak tekstil kent gibi yatırımlar yaptığını, yatırımcıları teşvik ettiğini; geçtiğimiz gün, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde bizlerle yaptığı kahvaltıda kendi ağzından dinledik.

Yaptıkları ve yapmayı düşündükleriyle sadece benim değil, o toplantıda hazır bulunan herkesin takdirini kazanan Vali sayın Okay Memiş’i, sorun ve sıkıntılar içinde boğuşan Erzurum’un yakaladığı “büyük bir şans” olarak görüyorum.

***

Başta milletvekilleri olmak üzere, çoğu bu şehrin “şanssızlığı” olan sivil toplum kuruluşlarının “metal yorgunu” yöneticileri de bu güce, bu heyecana katkı yapsa, yapabilse, omuz verse, verebilseler, (Erzurum’un güzellikler yaşayacağına, gördüğü, yaşadığı “kötü örnekler” nedeniyle inancını kaybetmeye başlayan, bu yüzden de havlu atmaya hazırlanan) ben bile inanmaya başladım.

***

“Bir adam, çok adam” felsefesine inanırım.

Bunun ülke genelinde güzel örnekleri vardır.

Öyle bir şansı Vali Okay Memiş ile Erzurum da yakalamıştır.

Yıldırmamak gerekir, küstürmemek gerekir, boş işlerle zamanını tüketmemek, heyecanından ve üretkenliğinden alabildiği ölçüde faydalanmak gerekir.

Hem de posasını çıkartıncaya kadar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ