$ DOLAR → Alış: 7,24 / Satış: 7,27
€ EURO → Alış: 8,52 / Satış: 8,56

TABUTTAKİ PANKART

Necati GÜNGÖR
Necati GÜNGÖR
  • 18.07.2017
ONİKİ Eylül Anayasası’nın geçci dördüncü maddesi, eski liderlere yasak getiriyordu.
 Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş…
 Rahmetli Özal, yasakların kaldırılması konusunu referanduma sundu.
 Hükümet “hayır” tezini işliyor, hükümet üyeleri ve milletvekilleri de, Özal’ın talimatıyla yurt sathına dağılmış, sandıktan “hayır” çıksın diye çalışıyorlardı.
 Özal Hükümeti, birçok bucağın ilçe, bazı ilçelerin de il olmasını sağlamıştı referandum öncesinde.
 Bu furyada, Hınıs’ın Karaçoban nahiyesi de ilçe yapılmıştı.
 Karaçoban, rahmetli Abdürrezak Güvencin’in köyü diye anılırdı o zamanlar.
 Güvercin, yörenin sevilen isimlerinden biriydi.
 Güzel bir insandı.
 Anlaşılan, iktidar onun hatırını kırmak istememiş, nahiyesini ilçe yapmıştı.
 Böylece Hınıs sadece, bir nahiyesinden mahrum kalmış, yanına “kuma” gibi bir de ilçe eklemlenmişti.
 Muhalif Hınıslılar bunu bir türlü hazmedememişlerdi.
 Biz de, bakanımız Kâzım Oksay’la birlikte o geziye katılmıştık.
 O zamanlar devletin imkânları bu günküne göre daha mütevazı.
 Birbirimizle çok iyi anlaşan üç dost, yerli malı bir araçla konvoyu takip ediyoruz.
 Arabada Petrol Ofisi Genel Müdürü Mehmet Gültekin, bakan danışmanları olarak sonradan Kırıkkale Üniversitesi Rektörü olacak  Prof. Tahsin Nuri Durlu ve ben.
 Yolculuğumuz maceralı başlamıştı.
 Ninno Deresi’ne geldiğimizde, aracın lastiği patladı.
 Şoföre baktık, harekesiz ve mahcup, o da bize bakıyor.
 “Evlâdım stepneyi çıkarsana.”
 “Stepne yok efendim.”
 Haydaaa.
 Burası Ninno Deresi…
 İki dağın arasında kervan gaçmez, kuş uçmaz bir yerdeyiz.
 Üstelik bölgede teröristler var.
 O ara arkadaşlarıma Ninno Deresi’nin hikâyesini anlattım kısaca.
 “Burada eşkiyalar yol kesmiş, keşfe çıkan bir hakimle savcıyı ve avukatı oynatmışlar” dedim.
 “Yok yav!”
 “Evet, maalesef öyle. Tekrarıyla karşılaşabiliriz.”
 Gözüm, Tahsin beye kaydı. Babadan zengin. O’nun parasıyla eşkiyadan kurtulabiliriz de, oyunu kim oynayacak?
 Arkadaşlarıma, “bari oyunun provası yapalım” dedim.
 “Ne oyunu?
 “Ninno.”
 “Ben çalacam siz oynayacaksınız.”
 “Niye sen?”
 “Muhtemelen bana çaldırır, sizi oynatırlar”
 “Ben hemşerilikten yırtarım” dedim.
 “Deme yahuuuu.”
 Yolda çaresiz bekleyişimiz bir saate yakın sürdü.
 Sonunda bir TIR’ın üzerinde kaza yapmış bir araba imdadımıza yetişti.
Lastiğini söküp arabamıza taktık, konoya yetiştik.
Hınıs’a vardığımızda kürsü hazır, o zamanlar henüz bakan yapılmamış olan yöre milletvekili rahmetli Sabahattin Aras kürsüde.
“Cenaze geliyor, lütfen yol verelim” diye anons yaptı.
Dört kişinin taşıdığı tabut, arkasında üç dört kişiden ibaret cenaze alayı.
Dikkatimi çekti. Bu yörede fukaranın cenazesine bile en az yüz kişi katılır.
Bu işte bir iş var diye düşündüm.
Hemen suikast teşebbüsü aklıma geldi.
Korumaları uyardım, biz de hızla cenazenin geldiği istikamete koştuk.
İçerideki “kürsünün önüne geldiğimizde yere bırakın” dediğinde birisi “öli ğonişir” diyerek kaçmış.
Tabut yere bırakıldığında içinden bir adam, elinde “Hınıs öldi, başız sağ olsun” yazılı pankart.
Buradan şuna gelmek istiyorum:
Hükümet, 30’a yakın ilçeyi il yapacakmış.
Bence doğru bir iş.
Bazıları çoktan hak etmişti.
Ama Hınıs unutulmasın.
Sonra sizin de önünüze tabut koyarlar.
Bizden söylemesi.
Referandumun sonucu ne mi olmuştu?
Halk, evet oylarıyla yasakların sürmesine “hayır” demişti.
YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ