$ DOLAR → Alış: 7,66 / Satış: 7,69
€ EURO → Alış: 8,92 / Satış: 8,96

BÖYLE BİR DEĞERİMİZ DE VARMIŞ!

BÖYLE BİR DEĞERİMİZ DE VARMIŞ!
  • 04.09.2020

ERZURUMLU, İspirli Mustafa Poyraz isminin “Ben Erzurumlu’yum” diyen kalabalıklar açısından bir anlam ifade etmediğini bilenlerdeniz.

İspir’in dağlarında yaşadığımız tesadüfi karşılaşmaya kadar, Mustafa Poyraz ismi bizim açımızdan da pek bir anlam ifade etmiyordu, çünkü tanımıyorduk, çünkü tanımamış, belki tanıştırılmamıştık.

Bir ayıp vardı orta yerde, bir eksiklik belki.

Kendimizde bulduk o ayıbı ve eksikliği.

İSPİR’İN DAĞLARINDA RASTLADIK

Mustafa Poyraz adında çok değerli bir insan, bir şahsiyet varmış dünyada, üstelik Ankara’nın göbeğinde, ülkenin kalbinin attığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM)  çalışıyor, kısaca Meclis’i çekip, çevirtiyormuş da, biz böyle bir insanın varlığından haberimiz ne yazık ki, olmamış.

Ta ki, İspir’in gizli kalmış, keşfedilmeyi bekleyen yörelerine Belediye Başkanı Ahmet Coşkun ile projektör tutmak amacıyla yaptığımız maceralı yolculuğa ve o yolculukta “merhaba”laştığımız ana kadar.

Burada bir yanlış anlamaya meydan vermeyeyim!

Şimdilerde 82 yaşında olan Mustafa Poyraz ağabeyi, Başkan Coşkun ve hatta tüm Erzurum milletvekilleri tarafından yakından tanınan bir isim…

Ama sade vatandaş açısından, köylüleri hariç çok da bilinen birisi olmamış, belki olmak istememiş.

Bizim penceremizden bakıldığında da, Ankara’ya çok gitmiş, Meclis’e defalarca uğramış birisi olmamıza rağmen, yolumuz Başkent’te değil de, İspir’in dağlarında ve yıllar yıllar sonra ancak kesişebilmiş.

SAKLI KALMIŞ BİR CENNET

Burada “İspir’in dağları” deyip, iki kelime etmeden transit bir geçiş yaparsak, hem İspir’e ve hem de dağlarına haksızlık etmiş oluruz.

İspir, Erzurum’un ve hatta geniş Anadolu coğrafyasının saklı kalmış, keşfedilmeyi bekleyen cennet köşelerinden birisi.

Her yörenin, her bölgenin kendine özgü özellikleri ve güzellikleri mutlaka ve hem de fazlasıyla var.

Ama oralarda bir Çoruh, o Çoruh’un özene bezene işlediği, canlılık kattığı, hayat aşladığı vadiler, koylar yok.

Yine oralarda “Kaçkar” adıyla özdeş, macerayı, dağ yürüyüşünü, sert ve sarp kayalıkları aşmayı sevenleri cezbeden, en tepelerde, zirvelerde sere serpe uzanmış, bulutlara ayna olan gölleri ile bezeli bir dağ silsilesi var mıdır, o da yoktur elbet.

BAŞBAŞKA BİR DÜNYA

Yeşilin her tonuna teşne, vurulan “HES gemleri”ne inat çağlamayı sürdüren derelerine ve onlarca farklı yaban hayvan türüne yuva ormanları ile bambaşka bir dünya olan İspir’e, 52 yılın ardından, emekli edilmesine karar verildikten sonra geri dönen Mustafa Poyraz’ın buruk mutluluğuna işte öyle bir coğrafyada tanıklık ettik, anlattıklarına kulak verdik:

“- İşe başladığım gün, dün gibi aklımda. 1 Ocak 1960 tarihinde, TBMM’de, Özlük İşleri’nde işe başladım, tam 52 yıl sonra, 2012’de emekli oldum. Emekli ikramiyem ile köyde bir ev yaptırdık, buraya geri döndük. Eşimi, hayat arkadaşımı iki yıl önce kaybettim. Mutlu bir evliliğimiz vardı. 1964 yılında bir oğlumuz dünyaya geldi, ama yaşamadı. Ondan sonra sa daha çoçuğumuz olmadı. Ancak bu, hiç çoçuğum yok anlamına gelmez! Dünden bugüne en az 50 çocuk okuttum. Şimdi benim, her alanda çalışan, gayret gösteren, üreten 50 çocuğum, çok sayıda da torunum var.”

BİR İNSAN KAÇ YIL ÇALIŞABİLİR

Bir devlet memuru en çok 25, 30, 35 YIL çalışırken, nasıl olmuş da Mustafa Poyraz emekli olmamış, edilmemiş; yoksa emekli olması unutulmuş mu?

Hiç biri değil, devlet Mustafa Poyraz ağabeyinin yerine ikame edeceği bir ismi, yedeğini bulamamış. Hal böyle olunca da Mustafa ağabeyi, 657 sayılı Devlet Personel Kanunu’nu neredeyse hükümsüz hale getirmiş.

TBMM gibi çok önemli bir yerde yarım asırdan fazla çalışan, tüm milletvekili, bakan ve başbakanları tanıyan birisinin dağarcığında kim bilir ne yaşanmışlıklıklar, ne anılar birikmiştir. Acaba Mustafa Poyraz, o anıları yazmayı, ya sa anlatmayı hiç düşünmüyor muydu?

Düşünmüyormuş, çünkü anlatımlarıyla birilerinin gönlünü kırmaktan, incitmekten çok korkuyormuş.

Poyraz ağabeyi, “Ben Erzurumlu’yum, Erzurumluluğun da ne demek olduğunu iyi bilirim. Görev yaptığım yıllarda hep bu bilinçten hareket ettim, memleketimin üzerine toz kondurmamakta çalıştım. Yıllar içinde çok sayıda tanık olduğum olay var. O olayların içinde olan insanların hepsini tanıyorum, onlar da doğal olarak beni tanıyor. Yazarsam, anlatırsam o insanları gücendiririm diye korkuyorum. Yaşadıklarım, gördüklerim benimle mezara gidecek” dedi.

Sustuk!

Öztürk Akkök

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ