$ DOLAR → Alış: 7,80 / Satış: 7,83
€ EURO → Alış: 9,12 / Satış: 9,16

ÜÇ BİN YILLIK KARTAL KALESİ’NDE YAŞANAN ÇARESİZLİK

ÜÇ BİN YILLIK KARTAL KALESİ’NDE YAŞANAN ÇARESİZLİK
  • 27.09.2019

ERZURUM için, “gizemli şehir” tabiri kullanılıyor ya! Aslında “laf olsun” diye, gelişigüzel bir söz değil söylenen; Erzurum gerçekten gizemli, çevresi sırlarla dolu esrarengiz bir şehir.

Döneminin en ünlü tarihçilerinden İbrahim Hakkı Konyalı da, büyüteci altına aldığı Erzurum’u iyi incelemiş, sırlarına vakıf olmuş, bu kadim şehrin özelliklerini ve sahip olduğu değerleri iyi belledikten sonra kaleme aldığı Erzurum Tarihi isimli eserinin ön sözünde, “Erzurum, uzak ve yakın tarihin karanlık dehlizlerine projektör ışığı tutacak, birçok kör düğümü çözecek kitabe ve abidelerle dolu bir şehirdir” deyip, hakkı hak sahibine gönül rahatlığıyla teslim etmiştir.

GÜNGÖRMEZ’E ZORLU YOLCULUK

Dünün elde edilen “sığ” verilerinden yola çıkılarak yapılan değerlendirmelerde, kuruluş tarihi ile ilgili olarak “çelişkili” bilgiler verilen, önce tarihi Milattan Önce (M.Ö.) 2 binli yıllara dayandırılan, sonraları, Erzurum Ovası’nda ortaya çıkartılan bulgulardan hareketle, geçmişi M.Ö. 5 binli yıllara kadar uzatılan bu efsanevi şehrin sahip olduğu “paha biçilemez” tarihi ve kültürel değerlerini gözler önüne sermek amacıyla yaptığımız çalışmalara bir yenisini, Güngörmez Kalesi’ne varıp, binlerce yıllık tarihe tanıklık ederek, dokunarak ve fotoğraflarını çekerek gerçekleştirdik.

Güngörmez, merkez Yakutiye İlçesi’ne bağlı, en çok 20 kilometre kuzeye düşen bir köy. Dağların arasına gizlenmiş, ismi ile müsemma köyün hemen önünde, sırtını yasladığı kayalıkların en uç noktasında, köy ile aynı adı taşıyan Güngörmez Kalesi’ne “hayli zor” bir yolculuk yaptık.

TARİH YOLCULUĞUNA ÇIKTILAR

Erzurum Kültür Envanteri’ne yeni ve şaheser bir yapıtı ekleyecek olmanın heyecanını duyan Müze Müdürü Hüsnü Genç ve Aziziye Belediyesi Taş Eserler Müzesi Koordinatörü Oğuzhan Türk ile çıktığımız tarih yolculuğuna, vardığımız Güngörmez Köyü’nde, Muhtar Baki Uludağ da dahil oldu.

Günümüzden 2600-3 bin yıl kadar önce yapıldığı, Demirçağı’na ait Güngörmez Kalesi’ne varabilmek için, en az 600 metre dik ve kayalık yolu yürüyerek kat’ettik.

2 BİN 342 METRELİK TEPEDE

İşini son derece titiz ve dikkatli yürüten Müze Müdürü Hüsnü Genç’in yaptığı ölçüm sonucunda, 2 bin 342 metre yükseklikte bulunduğunu öğrendiğimiz kalenin; dağların tepesinde, kuş uçmaz, kervan geçmez bir uç noktada, deyin ki kartal yuvasında neden yapıldığını ve nasıl yapıldığını merak etmeden alamadık kendimizi.

KAYALARIN SİSTEMATİK DİZİLİŞİ

Belki harç bilinmediği için, yapımı sırasında kullanılmayan kale, çok iri, yüzlerce kilo ağırlığındaki kayaların sistematik şekilde üst üste yığılmasıyla vücut bulmuş. “Değerli taş ve kaya” dendiğinde Erzurum’da ilk akla gelen isim olan Oğuzhan Türk’ün, “10 yıl kadar önce buralara yine gelmiştim. O vakit kalenin kapısı da vardı” dediği tarihi yapının Ankara’da bulunan ve Hititler’e ait olduğu bilinen Gavur Kalesi ile benzerlik arzetmesi, akıllara, “Yoksa bu kale de Hitit yapısı mı?” sorusunu getiriyor.

BİLİMSEL KAZI ZOR YAPILIR

Akla gelen ve gelebilecek soruların cevabını verecek bilimsel çalışmaların yapılması halinde, çoğu tarihi bilginin “klişe” olmaktan öte bir işe yaramayacağı, yüzlerce asır önce yapılan kalenin taşlarına dokunduğunda, hele de o uğultulu, o mistik havayı kokladığında daha iyi anlıyor insan.

Kale, Erzurum kent merkezine en çok 20 kilometre uzaklıkta. Ancak, kalenin bulunduğu dağa çıkmak hiç de kolay değil. Dağın zirvesindeki kartal yuvasına ulaşabilmek için, yüzlerce kilo ağırlıktaki binlerce kaya ve iri taş parçaları ile mücadele etmek zorunda kalıyor, düşüp de dağbaşında yaralanmamak için, azami gayret gösteriyorsunuz.

ÇEVRE, KAYALARLA SANKİ ÖRÜLMÜŞ

Bir yanı tamamen uçurum olan kaleye ulaşılabilecek yollar, kaleyi yapan insanların insanüstü gayretleriyle kayalarla resmen örülmüş.

Dağın tepesinde bilimsel bir kazı yapmak, bu engellerden dolayı hiç de kolay gözükmüyor. Kazı için en az iki haftaya ihtiyaç var. Günübirlik iniş-çıkışlar ve gel-gitlerle arzu edilen boyutta bir kazı yapmanın zor olacağını birlikte yaşayarak gördük.

Görünen o ki, ya dağın tepesinde kamp çadırları kurup, orada geceli-gündüzlü çalışarak bilimsel kazılar yapılacak, ya da paha biçilemez bir tarihin yok olmasına, ağır iklim şartları altında kaybolup gitmesine çaresizce boyun bükülecek. erzhaber

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Ayhan Üneş dedi ki:

    Çok güzel bir tesbit.Kültürümüze ve turizme kazandırılması gerekir.Yok edilmemeli.Emeğinize sağlık.

  2. Zübeyde dedi ki:

    Nemrut dağından da uzak değil ya turizm yönünden Adıyaman yapıp gezilebilecek yer haline getirmiş burası da olabilir neden olmasın Erzurum için tarihi eser gezilebilecek bir yer daha olur daha çok araştırma yapılması durumunda belki de gizemli bir hikaye si çıkar ortaya belli mi olur saygılar

YORUM YAZ